Arıcılık Kongresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arıcılık Kongresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2017

45. APIMONDIA ULUSLARARASI ARICILIK KONGRESİ İSTANBUL 2017

45. APIMONDIA
ULUSLARARASI ARICILIK KONGRESİ İSTANBUL 2017


                45.Apimondia uluslararası arıcılık kongresi 29 Eylül/4 Ekim tarihleri arasında İstanbul kongre merkezinde yapıldı. Organizasyon firmasından aldığım bilgilere göre kongreye 127 farklı ülkeden 3600  yabancı ve 9400 yurt içinden olmak üzere toplam 13 000 kişi katıldı. 73 ülkeden poster ve sözlü olarak bilimsel sunum yapıldı. Fuar alanında ise toplam 60 ülkeden farklı ölçülerde 180 stantta 212 firma yer aldı.

                Bu zamana kadar yapılmış Apimondia kongreleri içinde katılımın en fazla olduğu kongre İstanbul’da yapılan oldu. Uzun süredir katılımın fazla olması için çalışmalar yapılıyordu ve sonunda devlet desteklerinden kesinti yapılması devreye sokularak kongre birlik üyelerine ücretsiz hale getirildi. Açıkçası yerli katılımın çok daha fazla olacağı ve bazı olumsuzlukların yaşanabileceğini düşünüyordum ama böyle olmadı. Katılım fazlaydı ama kongre salonunun büyük olması ve organizasyonda fazla aksaklık olmadığından bu yoğunluk hissedilmedi.

                127 ülkeden 3600 yabancı katılımcının kongreyi takip etmiş olması da Apimondia/İstanbul 2017 kongresinin diğer ülkelerdeki firma ve arıcıların olumlu beklentilerinin olduğunu gösterir. 

                Kongrenin ilk günü bilimsel sunumlar olmadığı için fuar alanını gezmeye çalıştım. Büyük olan A salonunda bazı firmalar ve değişik firmaların tek çatıda toplandığı ülke stantları fuara özel olarak yapılmış ve fuarı görsel olarak güzelleştirmişti. Bunun yanında diğer fuarlardan pek farkı yoktu.

                Fuar alanına içerik olarak bakacak olursak. Brezilya standında toplanan firmaların çoğu değişik renklerde propolis tanıtımı ve satışı yapıyorlardı. Brezilya’nın bize göre farklı propolis toplama tekniği var. Kovanların kuluçkalık ve ballık yanlarına uzunlamasına açılan yaklaşık 2 cm yüksekliğindeki  kanalları arıların propolis ile kapatılması sağlanıyor ve buradan kazınarak alınıyor. Bir kovandan 600 ila 1000 gram propolis topladıklarını söylüyorlar. Fiyatları da bize göre hayli yüksekti.





                Fuar alanının C salonunda daha çok ufak stantlar vardı ve burada daha çok Doğu Asya’dan gelen firmalar bulunuyordu. Bizim fuarlarda görmediğimiz bir çok ürün buralarda sergileniyordu. Burada arıcılıkta kullanılan ufak ekipmanlar yanında, işlenmiş arı ürünlerini görmek mümkündü. Bunlardan bazıları propolis kapsülleri, liyofilize arı sütü, toz larva, propolis reçinesi(çözdürüldükten sonra alkolü uçurulan propolis özü) ve taze arı sütüydü.





                    Arı sütü üretimi yaptımız için arı sütü ve bununla ilgili ekipmanlar ilgimizi daha çok çekti. Çinli bir firmanın yapmış olduğu otomatik kurtçuk aktımı yapan ve otomatik süt hasadı yapan makineleri inceleme fırsatı bulduk. Bu makineler ülkemiz arıcılığında yapılan arı sütü üretimine şimdilik uygun değil.



Yarışmaya katılan ballarda bu salonda sergilendi.




               
                Apiterapi, Arı Biyolojisi, Arı Sağlığı, Arıcılık Ekonomisi, Arıcılık Teknoloji ve Kalite, Kırsal Kalkınma İçin Arıcılık, Polinasyon ve Arı Florası olmak üzere 7 ana başlıkta toplanan bilimsel sözlü sunular 4 gün boyunca, 4 salonda, genellikle İngilizce olarak yapıldı. İngilizce bilmeyenler sunumları her salonda yapılan çevirilerden kulaklıklarla takip ettiler. Programda olan 279 bilimsel sunumdan çok azının sunumu yapılmadı. Ülkemizde geçmiş yıllardaki kongrelerde aynı kişilerin ve aynı konuda yapılmış sunumları bu kongrede vardı.




                Balın Taklit Edilmesi ve Sahtecilik, Yerel Arıların Korunması ve Genetik Kirlilik, Arı Sağlığı ve Daha İyi Arı Yetiştirme ile Pestisit ve Antibiyotik Kirliliği konuları yuvarlak masa toplantılarında tartışıldı.  Yuvarlak masa toplantılarında bu konular dışında Kıtalar Konuşuyor (Avrupa, Afrika, Asya, Kuzey-Güney Amerika, Okyanusya) oturumlarında kıtalara ait sorunlar tartışıldı ve bu toplantıların sonuçları bir salonda katılımcılara açıklandı.

                Kongrenin program kitapçığında Apiterapi, Arı Biyolojisi, Arı Sağlığı, Arıcılık Ekonomisi, Arıcılık Teknoloji ve Kalite, Kırsal Kalkınma İçin Arıcılık, Polinasyon ve Arı Florası olmak üzere 7 ana başlıkta toplanan 274 poster sunumu yapılacağı yazılıyor ama poster sunumlarının bir kısmının yapılmadığını gördüm. Diğer kongrelerde de poster sunumları çok ilgi görmüyordu ama bu kongrede poster sunumlarının İngilizce olarak yapılması ve az sayıda poster sunumunun yerinde olması bu alana ilgiyi daha da azaltmış.

                Kongrenin son günü teknik gezi kapsamında Beykoz ve Şile’ye iki ayrı gezi düzenlendi. Beykoz turunda örnek arılık olarak Saim Ahmet Gürel arılığına gidildi. Daha sonra Anadolu Kavağında tekne turu sonrasında Beykoz belediyesinin düzenlediği bal festivaline gidildi.


               
                Şile turunda misafirlere bölge den bir arılık ile Türkiye'nin değişik bölgelerinden getirtilen Anadolu, Kafkas ve Muğla arılarının olduğu arılık gezdirilmiş.






                APİMONDİA GENEL KURULU:
                Kongrenin ikinci günü (30 Eylül) Apimondia genel kurulunun ilk oturumu yapıldı. Uludağ Arıcılık Derneği Apimondia’ya üye olduğu için delege olarak genel kurula katıldım. Apimondia yönetimindeki süresi dolan üyelerle ilgili seçimler yapıldı ve 2021 Apimondia kongresinin yapılacağı ülke için aday olan 4 ülke (Rusya, Danimarka, Slovenya, Sırbistan) tanıtım yaptı. 




                Apimondia genel kurulunun ikinci oturumu kapanış ile birleştirilerek 3 Ekim günü yapıldı.




                İkinci oturumda 2021 Apimondia kongresinin yapılacağı ülke için seçim yapıldı ve Rusya kazandı. 2021 Apimondia kongresi Rusya federasyonuna bağlı Başkurtistan Özerk Cumhuriyetinin başkenti Ufa’da yapılacak.

                Sonuç olarak kongrenin yapıldığı salon yeterli ve iyiydi, bilimsel sunumlarda yapılan tercümeler iyiydi, organizasyonda aksaklık görmedim, iyiydi, kısacası başarılı bir kongreydi. Apimondia’da kongreden memnun kalmış olmalı ki kapanış konuşmasında başkan Philip McCabe kongre için “fantastik “ ifadesini kullandı.

                Ufak tefek aksaklıklar olmadı mı? Muhakkak oldu ve görmediklerimizde olmuştur ama bu kadar büyük ve başarıyla geçmiş kongrede lafı edilmemesi gerekir diye düşünüyorum.


                Emeği geçenleri tebrik ediyorum.  


13 Kasım 2014

4. Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi




4. Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi

5-9 Kasım 2014 tarihlerinde, Muğla/Fethiye/Ölüdeniz’de yapılan 4. Uluslar arası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresine katıldım. İzlenim ve düşüncelerimi bu yazımda paylaşmak istedim.

Kongrenin yapıldığı otel yapılan kongre için uygundu, organizasyonu yapan Teamcon şirketi başarılıydı.

Muğla ili arı yetiştiricileri birlik başkanı Ziya Şahin, kongre açılışında konaklamalı katılımın yaklaşık 1300 kişiyi bulduğunu, katılımcıların 350 sinin yurt dışından gelen misafirlerden oluştuğu ve günlük dış katılım sayısının ise 400 olmasının beklendiğini söyledi. Kongrenin 3. günü akşamında yapılan açıklamada ise toplam katılımcı sayısının 1800’e ulaştığı söylendi. Katılımcı sayısının bu rakamlara ulaşmasında arıcıların bir kısmının eşleriyle birlikte katılması da etkiliydi. Katılımda görülen bu sayı, sunumların yapıldığı salonlarda görülemedi. Katılımcıların bir kısmı havanın sıcak ve güneşli oluşundan faydalanarak denize girmeyi ve tekne turuna katılmayı tercih etti.

Kongrede bazı sunumlar 15 dakikada yetiştirilmeye çalışıldı ve belirlenen programda sarkmalar oldu. Arıcılar sunum sonlarında soru soramadı. Sorular yazılı olarak alınıp çalışma gruplarında cevaplandı.

Kongre programı yoğundu. 3. ve 4. günlerde “Sektör gelecek yıllarda ülke arıcılığını nerede ve nasıl görmek istiyor?” adlı toplantı saat 23:00’e kadar sürdü. Bu toplantı amacına ulaştı mı? Toplantının amacı olan uzun sürede arıcılığın nerede ve nasıl görülmesi konusu ile ilgili az sayıda katkı yapıldı. Arıcılar çoğunlukla kendi sorunlarını dile getirdi. Arıcıların sorunlarını ve isteklerini iletmesi, çözüm makamlarının temsilcilerinin de salonda olması sebebiyle faydalı olmuştur.

Soru; ülke arıcılığını gelecekte nerede ve nasıl görmek istersiniz? Öncelikle, güncel arıcılık bilgilerini ve modern arıcılık teknolojilerini sürekli olarak takip eden, yeni nesil arıcılığa hızla adapte olabilen genç arıcılar görmek isterim. Bu arıcıların, arı hastalıkları ve zararlılarıyla mücadele ederken mümkün mertebe kimyasal yollara başvurmadan, doğal yollarla, hatta konvansiyonel arıcılık yapsa dahi organik arıcılık şartlarına uyarak, üretimde hijyen kurallarını en ön planda tutarak, yurt dışı pazarına da arı ürünleri satabilen bir sektör görmek isterim.

Kongrede yapılan sunumlarda güzel çalışmalar vardı ama içlerinden biri özellikle dikkatimi çekti. Bu çalışma Prof. Dr. Tuğrul Giray'ın “Antibiyotiklerin Bal Arısının Bağırsak Mikroflorasına ve Tarlacılık Davranışlarına Etkisi” adlı çalışmasıydı.  Antibiyotiğin arılara nasıl zararlara yol açtığıyla ilgili bir çalışmaydı.

Kongrede en şaşırdığım konu ise, akşam yapılan çalışma grubunda bir hocamızın, önce formik asit sentetik olarak üretiliyor kalıntı bırakır demesi ve daha sonra da sonbahar beslemesinde önlem amaçlı olarak antibiyotik tavsiye etmesiydi.

Formik asit sıcaklıkla buharlaşıp uçan bir maddedir. Dünya’da ve Türkiye’de birçok bilimsel çalışmada formik asit konusu araştırılmış ve sonucunda formik asidin peteklerde ve uygun zamanda kullanıldığında balda kalıntı bırakmadığı tespit edilmiştir. Bu bilimsel çalışmalarda karıncalardan üretilen formik asit mi kullanılıyor?  Kullandığımız formik asit her ne kadar sentetik olarak üretilse de formik asit değil mi? Bu konu konuşulurken en önde oturup birçok defa söz istememe rağmen söz alıp sorularımı sormam mümkün olmadı.

Hocamız, hastalık belirtisi olan peteklerde %50 oranında Amerikan Yavru Çürüğüne rastladıklarını ve hastalık oluşmadan önce sonbahar beslemesinde önlem amaçlı antibiyotik kullanılmasını tavsiye edince dayanamadım. “Ülkemizde arıcılıkta kullanımı yasaklanan antibiyotiği nasıl oluyor da tavsiye ediyorsunuz ve siz hasta olmadığınız halde antibiyotik kullanıyor musunuz?” diye sordum. Hasta olacağımı hissedersem kullanırım cevabını aldım.  Benden sonra başka katılımcılarda tepki gösterdi.

Kongrede yeni yapılan çalışmalardan haberdar olduk. Az da olsa yeni bilgiler edindik. En güzeli de arkadaş ve dostlarla geçirilen zamanlardı.

Olumlu izlenimlerle ayrıldığım kongrenin organizasyon komitesini ve emeği geçenleri tebrik ederim.

              Bir sonra ki kongrede görüşmek dileğiyle…

07 Nisan 2013

5. Marmara Arıcılık Kongresi İzlenimleri

4-6 Nisan tarihlerinde 5. Marmara Arıcılık Kongresine katıldım.

Kongrede görebildiklerimi ve düşüncelerimi paylaşayım.  

Kongre afişi.

 Kongre salonu güzel, sahne tasarımı iyi, organizasyonu yapan Panorama şirketi başarılıydı.
  

Kongre açılışını Uludağ Arıcılık Derneği Başkanı Mürşit Korkut yaptı.



Yukarıdaki fotoğraf kongrenin ilk gününe aşağıdaki de ikinci gününe ait. 


Kongrenin ilk gününde katılımın az olduğunu düşünmüştüm. Kongrenin 2.ve 3. günlerinde katılım tahmin ettiğim gibi daha da az oldu.

Katılım niye az olmuştu?

Arıcılığın bağlı bulunduğu Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım il Müdürü düzeyinde temsil ediliyor, kongreye il müdürlüğü arıcılık bölümündekiler bile fazla itibar etmiyorsa...

Kongreyi desteklediğini düşündüğümüz TAB'ın desteği, başkanın açılıştan sonra yaptığı 2 sunumla sınırlı kalıyorsa...

Düzenleme komitesinde bulunan Birlik yönetimi misafir edasıyla ara ara ortada görülüyorsa...     

Yıllardır Arı Yetiştirici Birlik yönetiminde olanların TAB ile ve diğer arı yetiştirici birlikleri ile hiç mi iyi ilişkileri olmaz ve buralardan arıcıların gelmesi konusunda girişimde bulunulamaz? Ülkenin 4. büyük şehrinin ve arıcılık konusunda önemli bölgelerinden olan bir şehrin birliği bu kadar mı etkisiz olur?

Bunlardan hariç olarak, etkili olabilecek dinamikler de harekete geçirilemiyorsa...

Kongre tarihi olarak arıların ve arıcının en aktif olduğu dönem seçiliyorsa...

Az sayıda insanın iyi niyetli gayretleriyle demek ki bu kadar oluyor.

Kongrede gayreti ve katkısı olanlara da teşekkür etmek gerekir.

Kongre sonlarına doğru bir hocamız "arıcımız buraya gelmediğine göre demek ki çok şey biliyor, bilgiye ihtiyacı yok" düşüncesine katılmıyorum.

Hocalar, biz arıcımız için uğraşıyoruz, araştırıyoruz, çalışıyoruz ve edindiğimiz bilgileri arıcımıza aktaracağımız ortama arıcının gelmesini gerekir diye düşünüyor her halde...

Kongrelerde yapılan sunumlar arıcılar için midir yoksa akademisyenler veya bilim insanları için midir? Bazı sunumlarda o kadar Latince teknik terim oluyor ki arıcının anlaması mümkün değil.

Kongrelerde gördüğüm şudur ki, arıcının direk hocalara soru sorup cevabını alacağı, belli konuyu tartışabileceği oturumlar arıcıların ilgisini daha fazla çekiyor. Bu kongrede sorulu cevaplı çalıştay yapılmadı. İlaçlamayı, pudra şekeri ile varroa sayımını anlatmak için arılığa gitmeye gerek var mıydı? Güzel bir sunum ile bunlar anlatılabilirdi. Bunların yerine sorulu cevaplı çalıştaylar yapılabilirdi.

İlk günkü sunumlarda hiç soru sorulamadı diğer günlerde 1 veya 2 soru sorma imkanı oldu, sorulu cevaplı çalıştaylar yapılmayınca da arıcı kongrede soru sorma fırsatını çok bulamadı.

Arıcıların bu gibi kongrelere katılması için biraz da "hadi kardeşim gidiyoruz" diyen birileri gerekiyor.

Bu kongrenin hazırlayanları içinde bulunan Bursa Arı Yetiştiricileri Birliğinin arıcıları organize ederek gerekirse birlik seçiminde kendilerine oy lazım olduğunda yaptıkları gibi ilçelerden otobüs kaldırarak bu kongreye arıcıyı getirmesi gerekirken, kongrede yöneticilerini görmekte dahi zorlandık. 700 üyesinin olduğunu söyleyen Bursa Arı Yetiştirici Birliği kongreye 30 kişiyi dahi getirememiş veya getirmek için gayret göstermemiştir.

Muğla Arıcılık Kongresine gerek katılarak gerekse sunum yaparak destek veren AGAM  ekibinin düzenlemiş olduğu bu kongreye Muğla'dan katılımın olmaması da (öğrenci gurubu hariç) çok manidardır.







Prof Dr İbrahim ÇAKMAK'ın Organik Arıcılık konulu sunumu,  Dr M. Ertan GÜNEŞ'in Arı Yetiştiriciliğinde Hijyenik uygulamalar konulu sunumu (daha önceden görmüş olsam da), Yunanlının ilaç tanıtım sunumu en beğendiğim sunumlardandı. 



Kongrede Apiterapi ile ilgili konularına epey yer verilmiş, bu konular en ilgi çeken konuların başındaydı.

Yukarıdaki fotoğraftaki Kanserin Yeni Tedavi Ve Önleme Yöntemi: Propolis konulu sunumu Mısır'lı Ahmed G. Hegazi yaptı.

Sunum sonrasında propolis ekstrakının suyla mı, alkol ile mi yapıldığı soruldu? Hegazi'nin suyla yaptığını söylemesinden bir süre sonra izleyici sırasında oturan  Doç Dr Sibel SİLİCİ açıklama yapma gereği duyarak; Propolis ekstrakının alkol ile yapılması gerektiğini, alkol ile yapılana göre su ile yapılan ekstrakın faydalı maddelerinin 20'de 1'e kadar düştüğünü söyledi ve Hegazi tarafından itiraz gelmedi.

Hocalar, Başkanlar, Arıcılar bir arada.


Kongrenin En renkli siması yine Selahattin Güney'di (Ballıbaba)


 
Mehmet Gençünal standı.

 Civan Arıcılık standı.

Usta Petek standı.

Bursa'dan kongreye katılan firmalardı.


Ve kapanış.






05 Aralık 2010

IV. MARMARA ARICILIK KONGRESİ

IV. Marmara arıcılık kongresi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesinde yapıldı.

Girişte tanıtım yapan firmaların standları vardı.


Kongrenin yapıldığı solon tamamen doluydu.


İlk Oturumu Muhsin Doğaroğlu hoca yönetti.
Konuşmacılar: Bahri Yılmaz, Kadriye Sorkun,Ferat Genç, Levent Aydın, İbrahim Çakmak

Birinci gün öğle arsında, 18 Mart Üniversitesinin boğaz manzaralı yerleşkesini biraz gezdik.


İlk günü akşamı Mehter takımı gösterisi ve halk oyunları gösterilerini izledik.


İkinci günü kongre iki salonda devam etti.

Değişik ülkelerden gelen konuşmacıları, anında tercüme yapılan kulaklıklarla takip ettik.

Ara verildiğinde, sunum yapan hocalarla bazı detaylar hakkında görüşme imkanlarımız oldu.

Kongreyi Mehmet Gençünal ve Murat Akın hocayla beraber takip ettik.



Mehmet Gençünal, ikinci gün öğlen arasında Oksalik asit buharlaştırma aparatının tanıtımını yaptı.
Oksalik asit buharıyla varroa mücadelesinin, sıvı Oksalik asitten daha iyi sonuç vereceğini düşünüyorum.


3. gün Gelibolu yarımadası gezisi vardı.


Seyit onbaşı heykeli önünde, gezi katılımcılarının bir bölümü toplu halde.



Çanakkale şehitleri anıtı



Gezinin rehber eşliğinde yapılması çok faydalı oldu.

Ön planda Conk bayırı, arka planda Anafartalar.

Arıburnu - Anzak koyu
Çanakkale'de kongre ve gezi için üç gün geçirdim.
Üç gün yoğun ve biraz yorgun geçti.
Organizasyondan memnun kaldım, bu kadarını beklemiyordum.