31 Temmuz 2015
17 Mayıs 2015
Arı Sütü Üretimine Başlangıç
2012 yılında arı sütü üretiminin aşamalarını ve inceliklerini, arı sütü üretimine yıllarını veren Sabahattin abiden görmüştük.
Sabahattin abinin bıkmadan usanmadan arı sütü üretimini isteklilere anlatması takdir edilmesi gerekir.
Teşekkürler usta.
Çalışmalara arıcılığın daha az uğraşısı olan kış aylarında başladım.
Transfer için gerekli olan, plastik çin kaşıklarından daha dayanıklı olan geyik boynuzundan yapılmış çin kaşıklarından tedarik ettim.
Arı sütü için kullanılan çerçeveler ve çıtalar yapıldı. Plastik şeritler alınarak çıtalara monte edildi.
Aktarılan kurtçukların kabulünün fazla olmasını için plastik şeritler mumlandı.
Arılık dışındaki hazırlıklar tamamlanmıştı.
Kaç kovanla üretim yapılmalı ki yapılan uğraşıya değsin?
Kestane balı üretim bölgelerinde bulunanlar arı sütü üretimi için aslında dezavantajlı konumda. Diğer bölgelere göre daha az alınsa da balımız değerli ve polen verimi konusunda daha kıt. Arı sütü üretilecek kovanlardan bal hasadı yapılamayacağı için arı sütü üretim maliyetimiz daha fazla.
İlk etapta arı sütü üretimine az sayıda arı ile başlamaya karar verdim.

Genç arısı fazla ve arısı yoğun olarak kovanlar hazırlandı.
Kurtçuk aktarımları yapıldı.
Süt çerçeveleri kovanlara verildi.
Kurtçukların kabul oranı ilk başlarda fazla olmadı. Plastik şeritler mumlandıkça ana arıların kabul oranı arttı.
Sabahattin abi, eşiniz yardım etmeyecekse arı sütü işine başlamayın demişti.
Eş yardımı olmasaydı, olmazdı zaten. :)
Başlangıç.
Tutmayan gözler daha fazla uğraştırıyor.
Tutma oranları giderek artıyor.
Kurtçukları şu an için değerlendiremiyorum.
Tutma oranları arttıkça arı sütü de artıyor.
Şimdilik 6 kovandan bir hasatta 100 gr arı sütü alıyorum.
Hedef.
25 Ocak 2015
Birliklerimiz
BİRLİKLERİMİZ
Kovan başı arı desteklemeleri
eskiden birliklere gönderilir, birlik üye aidatını kestikten sonra kalan kısmı
arıcının hesabına yatırırdı, Yeni uygulamada destekleme bedelleri direk
arıcının TC numarasına bankaya yatırıldı. Desteklemelerde birlikler devreden
çıkartıldı.
Artık Arı Yetiştiricileri Birliklerinin
işleri daha zor. Üye sayısı az olan birliklerin işi daha da zor.
Desteklemeler birlik üzerinden
yapıldığında aidat tahsili çok kolaydı. Şimdi üyenin kendisinin aidatını
ödemesi gerekiyor. Arıcının cebine giren parayı çıkartıp vermesi daha zor olur.
Eskiden üyelere kandil ve bayram mesajları gelirdi, bundan sonra (sayın üyemiz
borcunuz şu kadar olmuştur lütfen borcunuzu en kısa sürede ödeyiniz) yazan borç
bildirim mesajları da gönderilir. Arıcının desteklemeden yaralanması için
birlik üyeliği zorunlu olduğu sürece, birlikler aidatları zorlansalar da bir
şekilde tahsil eder. Ama bu süreçte tatsızlıklarda olur.
Asıl sorun şu; arıcımızın çoğu, birlik
benim için bir şey yapmıyor, beni düşünmüyor fikrinde. Tüm birliklerin aynı
durumda olmadığı gibi tüm birlik üyeleri de aynı düşünce de değil. Arıcısının
derdinin peşinde olan, onların sıkıntılarını gidermeye çalışan birlikler de yok
değil. Bu anlamda; birlikleri eleştirirken bir kısmını ayrı tutarsak arıcı için
çalışma gayretinde olanlara haksızlık yapmamış oluruz.
Üye sayısı fazla, birkaç şubesi, 3-5
danışman çalıştıran, bal dolum tesisi, kendi binası ve araçları olan birliğimiz
de var, 150 - 200 üyesi olup ancak bürosunu çevirebilecek mali gücü sahip
birliğimiz de var. Birliklerimiz 2003 yılında kurulsa da henüz yapılanma süreci
tamamlanmış değil. Çok eksikliklerimiz var. Bazı birliklerimizin de tam
manasıyla arıcıya hizmet verme düşüncesinde olsa dahi, yapılanma sürecini
tamamlaması için gerekli mali imkanı bulması mümkün gözükmüyor. Bu
birliklerimiz mecburen ufak çaplı organizasyonlarla durumu idare etme yoluna
gidiyor.
Atalarımız "Birlikten kuvvet
doğar" diye boşuna söylememiş. "Birlik" sözü tabelada kalmayıp
gerçek anlamda oluşturulduğunda bazı işlerin üstesinden gelinebilir.
Her zaman şunu savundum
"Birliklerimiz kuvvetli olmalı". Bunun için vizyon sahibi ve çok
çalışacak yöneticilere ihtiyacımız, birlik olmanın faydasına inanmış ve birlik
etrafında kenetlenmiş üyelere ihtiyaç var. Birliğin "birlik" gibi
olabilmesi sadece yönetimle mümkün değildir. Birlik kuvvetli olursa üyesine
faydalı olabilir ve arıcının kuvvetli olmasına faydası olur, kuvvetli arıcının
arısının da kuvvetli olma ihtimali daha fazladır.
10 Aralık 2014
Oksalik asit Buharıyla Varroa Mücadelesi
Kovanlarda yavru yok, hava 12°C, sisli ve arı uçuşu yok.
Oksalik asit yapmak için ideal koşullar mevcut.
Arkadaşla birlikte oksalik asit buharına uygun filtreli maskelerimizi taktık.
Arkadaşla birlikte arılıktaki 150 arıyı 2 saat içinde bitirdik.
Dört gün sonra polen çekmecelerini kontrol ettiğimde az sayıda varroa ölüsü olduğunu gördüm.
Etiketler:
Oksalik Asit Buharı,
Organik asitler,
Varroa,
Varroa mücadelesi
25 Kasım 2014
Yalancı Ana Arı
Yalancı
Ana
Yalancı ana (Yalancılama): Arı
kolonisinde ana arı ve yavrunun olmadığı durumda, arı sütü ile beslenerek
yumurtalıkları gelişen ve dölsüz yumurtlayan işçi arılar. Bu durum bazı
yörelerde Sahte ana, Erkekleme,
Mundarlama olarak da adlandırılır.
Bilindiği üzere döllü
yumurtalardan işçi arılar, dölsüz yumurtalardan ise erkek arılar oluşur. Yaşlı ve
erkek arıdan almış olduğu dölü biten ana arılar, yumurtaları dölleyemediği için
yumurtalardan erkek arılar oluşur. Bölgelere göre sonbaharda veya kış başında
oluşturulmuş ana arılar, çiftleşme uçuşu için uygun hava koşulları veya erkek
arı bulamayıp da çiftleşemediği durumda, kış sonu veya erken ilkbaharda yumurtladığında
dölsüz yumurtlayacağından erkek arılar oluşur. Yalancı anayı, dölü bitmiş ana
arıyla veya döllenememiş ana arıyla karıştırmamak gerekir. Bu durumda olan ana
arılar normal ana arı değiştirme usullerine göre değiştirilirler.
Yalancı ananın oluşması veya
yalancılamanın gerçekleşmesi için kolonide ana arı ve yavru olmaması gerekir. Eğer arılar uzun süre anasız kalıp ana
yetiştirmede ümitsizliğe kapılırsa, arılar içlerinden bazılarını arısütü ile
beslerler ve yumurtalıkları gelişen bu işçi arılar yumurtlamaya başlarlar. Yalancı
ananın çiftleşmesi ve döllenmesi gerçekleşmediğinden yumurtalarından erkek
arılar oluşur.
Kolonide kurtçuk ve
pupalarının serbest bıraktığı feromonlar, analı kolonilerde yalancı ana
oluşumunu önleyen esas etmendir. Anasız kolonide kurtçuk varsa işçi arıların
yumurtalık gelişimi geçici olarak engellenir. Genel olarak kolonide ana arı
olmaz ve petek gözünden çıkan son yavrudan sonra yalancılama süreci başlar.
Bazı kolonilerde ise az sayıda kapalı gözlü yavru bulunsa da yalancılama
gerçekleşir.
Petekteki polen üzerine ana
arı memesi başlangıcı yapılması yalancılamanın başlayacağını işaret eder. Petekte
işçi arı gözlerinde ve ana arı memesi başlangıçlarında birden fazla yumurtanın
olması yalancı ananın oluştuğunun göstergesidir. Müdahale edilmemiş veya kısa
sürede tespit edilememiş yalancılamış kovanlarda, işçi petek gözlerinde
düzensiz haldeki erkek arı yavruları ve arı nüfusunda azalma görülür.
Yalancı
anadan kurtulma yolları
Yalancı anadan en basit
kurtulma yolu, düzenli olarak kovan kontrolleri yapılıp, anasız koloninin ana
arı yapması temin edilerek veya hazır ana vererek kolonideki düzenin tekrar sağlanması
ve yalancı ana oluşumunun önlenmesidir.
Yalancı ana yapması
engellenememiş kolonileri, yalancı anadan kurtarma yolları vardır. Buna karar vermeden önce yalancılamış
koloninin durumunu gözden geçirmekte fayda vardır.
Kışın veya erken ilkbaharda
yapılacak ilk kontrolde, kuvvetli olan bir kolonide yalancı ananın olduğu
tespit edildiğinde, kışlayan arıların ömrünün uzun olduğunu göz önünde
bulundurduğumuzda, koloninin tekrar normal düzenine kavuştuğunda biraz geç
kalınmış olmakla birlikte bal akım dönemine yetişmesi mümkün olacağından,
yalancı anadan kurtarılarak koloninin devamının sağlanması faydalı olacaktır.
Oğul vermiş koloni
yalancılamış ise; koloninin yumurtlayan anası oğul ile gitmiş, kovandaki arı
sayısı azalmış, yeni ana arılar ana memelerinden çıkmış, kovanda kalan yeni ana
arı çiftleşme uçuşundan dönememiş, kovanda yavru kalmamış, yavru zinciri kopmuş
ve arılar yaşlanmıştır. Oğul verdikten sonra yalancılamış veya bir sebepten
dolayı anasız kalmış, yalancılamış zayıf kolonilere yapılacak en iyi uygulama
yanındaki arılarla birleştirilmesi olacaktır.
Arıcının arılı kovan sayısı
az ve bunların azalmasını istemiyorsa, uğraşıyı ve yalancılamış koloniyi bir
sonraki seneye hazırlamayı göze alıyorsa, koloninin devamı bazı teknikler
uygulanarak sağlanabilir.
Genel olarak yalancı ana
yapmış koloniye genç ana arı verildiğinde kabul etmez. Yalancılamış koloniye
genç ana arı verilebilmesi için bazı teknikler uygulanması gerekir.
Yaşlı
ana arı verme yöntemi: Koloninin yumurtlayan veya genç ana arısı
olmadığına ve yalancılamış olduğuna eminiz. Arılığımızdaki arılar içinde anasının
yaşlı olduğunu bildiğimiz arının anasını alırız, ana arıya biraz bal sürdükten
sonra yalancılamış koloninin çerçeveleri üzerine anayı salarız ve kovanı
kapatırız. Aynı uygulama anayı kovan girişinden salma şeklinde de yapılabilir.
Yaşlı anayı aldığımız kovana usulüne uygun şekilde genç ana arı veririz.
Yalancılamış koloniye yaşlı ana verildiğinde büyük çoğunlukla yaşlı anayı
arılar kabul eder ve ana arı yumurtlamaya başlar. Ana arı ile birlikte kolonideki
yalancı analarda bir süreliğine yumurtlama devam ederler ama bir süre sonra
kovanda ana arı düzeni sağlar. Kolonide genç arılar oluşmaya başladıktan sonra
yaşlı ana arı değiştirilebilir.
Yer
değiştirme yöntemi: Havanın güzel ve arıların çalıştığı günün
sabahında, yalancılamış kovandaki
arıların kapladığı çerçeve sayısından daha az sayıda, ballı ve polenli
peteklerin olduğu çerçeveler boş kovana konularak düzenlenir. Yalancı analı
kovan yerinden kaldırılarak arılığın bir köşesine konur ve ballı ve polenli
çerçevelerle hazırlanmış arısız kovan yalancı analı kovanın yerine
yerleştirilir. Kovan yerleştirildikten sonra, satın alınmış veya ürettiğimiz
yumurtlamış anayı kafese alarak ve kafesin kek olan girişini açarak çerçeve
arasına asarız. Eski kovanlarından çalışmak için çıkan arılar eski kovanın
yerinde olan yeni kovana girerler ve kafesteki anayı çıkartırlar. Eski kovanda
yalancı ana veya analar ile bir miktar arı kalır. Yeni kovanda ana arı
yumurtlamaya başladıktan sonra, yalancı ananın bulunduğu kovandaki arılar
usulüne uygun şekilde yeni kovana verilir. Bu kovandaki arıların hepsi yaşlı
olduğu için ana arı yumurtladıktan sonra diğer kovanlarımızdan aldığımız bir
tane kapalı yavrulu (çıkmak üzere yavrusu olan) çerçeve verilmesi uygun olur. Yalancılamış
kovandaki çerçeveler başka kovanlara dağıtılır. Kovanda arı mevcudu az ise bu uygulama
iyi sonuç vermez.
Silkeleme
yöntemi: Yer değiştirme yöntemine benzemektedir. Arı uçuşunun
olduğu günde, yalancılamış kovandaki
arıların kapladığı çerçeve sayısından daha az sayıda, ballı ve polenli
peteklerin olduğu çerçeveler boş kovana konularak düzenlenir. Hazırladığımız bu kovanı yalancı analı
kovanın yerine koyduktan sonra, satın alınmış veya ürettiğimiz yumurtlamış anayı
kafese alarak ve kafesin kek olan girişini açarak çerçeve arasına asarız.
Yalancı analı kovanı arılık dışına yaklaşık 100 m uzağa götürüp arıların hepsini
silkeledikten sonra çerçeveleri arılığımızdaki diğer kovanlarımıza veririz.
Silkelenen arılar eski yerlerine yani yeni koyduğumuz kovana girerler ve kafesteki
anayı çıkartırlar. Yalancı ana veya analar ile bir miktar arı silkelenen yerde
kalır. Yeni kovandaki arıların hepsi yaşlı olduğu için ana arı yumurtladıktan
sonra diğer kovanlarımızdan aldığımız bir tane kapalı yavrulu (çıkmak üzere
yavrusu olan) çerçeve verilmesi uygun olur. Kovanda arı mevcudu az ise bu
uygulama iyi sonuç vermez. Bu uygulamada yalancı ana veya anaların silkelenen
arılarla birlikte uçarak yeni kovana girme ihtimali de vardır.
Aç
bırakma yöntemi: Kovanda bulunan çerçevelerin hepsi kovan
içine silkelenerek alınır ve diğer kovanlara dağıtılır. Örtü bezi
kullanılıyorsa bezin sarkmasını önlemek için kovanın ortasına bir çıta konur,
kovan üst örtüsü ve kapağı konarak kapatılır. Bu durumda arılar örtü bezi veya
tahtasına salkım yaparak dururlar. Bir sonraki gün arılar petek örmüşse bu
petek de alınır. Arılar boş kovanda 3 gün bu şekilde tutulur. Yalancı ananın
veya anaların beslenmesi ve yumurta atacağı petek olmadığı için yumurtlamaları
önlenmiş olur. Üç gün sonunda kovandaki arıların sarabileceği kadar, ballı ve polenli
petekler koyarak düzenlenir. Satın alınmış veya ürettiğimiz yumurtlamış anayı
kafese alarak ve kafesin kek olan girişini açarak çerçeve arasına asarız.
Yalancı ana yapmış kolonilerdeki arıların hepsi yaşlı olduğu için, bu kovana
diğer kovanlarımızdan aldığımız bir tane kapalı yavrulu (çıkmak üzere yavrusu
olan) çerçeve verilmesi uygun olur.
Kolay gelsin…
13 Kasım 2014
4. Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi
4. Uluslararası Muğla
Arıcılık ve Çam Balı Kongresi
5-9 Kasım 2014 tarihlerinde,
Muğla/Fethiye/Ölüdeniz’de yapılan 4. Uluslar arası Muğla Arıcılık ve Çam Balı
Kongresine katıldım. İzlenim ve düşüncelerimi bu yazımda paylaşmak istedim.
Kongrenin yapıldığı otel yapılan
kongre için uygundu, organizasyonu yapan Teamcon şirketi başarılıydı.
Muğla ili arı yetiştiricileri
birlik başkanı Ziya Şahin, kongre açılışında konaklamalı katılımın yaklaşık
1300 kişiyi bulduğunu, katılımcıların 350 sinin yurt dışından gelen
misafirlerden oluştuğu ve günlük dış katılım sayısının ise 400 olmasının
beklendiğini söyledi. Kongrenin 3. günü akşamında yapılan açıklamada ise toplam
katılımcı sayısının 1800’e ulaştığı söylendi. Katılımcı sayısının bu rakamlara
ulaşmasında arıcıların bir kısmının eşleriyle birlikte katılması da etkiliydi.
Katılımda görülen bu sayı, sunumların yapıldığı salonlarda görülemedi. Katılımcıların
bir kısmı havanın sıcak ve güneşli oluşundan faydalanarak denize girmeyi ve
tekne turuna katılmayı tercih etti.
Kongrede bazı sunumlar 15
dakikada yetiştirilmeye çalışıldı ve belirlenen programda sarkmalar oldu.
Arıcılar sunum sonlarında soru soramadı. Sorular yazılı olarak alınıp çalışma
gruplarında cevaplandı.
Kongre programı yoğundu. 3. ve
4. günlerde “Sektör gelecek yıllarda ülke arıcılığını nerede ve nasıl görmek
istiyor?” adlı toplantı saat 23:00’e kadar sürdü. Bu toplantı amacına ulaştı
mı? Toplantının amacı olan uzun sürede arıcılığın nerede ve nasıl görülmesi
konusu ile ilgili az sayıda katkı yapıldı. Arıcılar çoğunlukla kendi sorunlarını
dile getirdi. Arıcıların sorunlarını ve isteklerini iletmesi, çözüm
makamlarının temsilcilerinin de salonda olması sebebiyle faydalı olmuştur.
Soru; ülke arıcılığını gelecekte
nerede ve nasıl görmek istersiniz? Öncelikle,
güncel arıcılık bilgilerini ve modern arıcılık teknolojilerini sürekli olarak
takip eden, yeni nesil arıcılığa hızla adapte olabilen genç arıcılar görmek
isterim. Bu arıcıların, arı hastalıkları ve zararlılarıyla mücadele ederken
mümkün mertebe kimyasal yollara başvurmadan, doğal yollarla, hatta
konvansiyonel arıcılık yapsa dahi organik arıcılık şartlarına uyarak, üretimde
hijyen kurallarını en ön planda tutarak, yurt dışı pazarına da arı ürünleri
satabilen bir sektör görmek isterim.
Kongrede yapılan sunumlarda
güzel çalışmalar vardı ama içlerinden biri özellikle dikkatimi çekti. Bu
çalışma Prof. Dr. Tuğrul Giray'ın “Antibiyotiklerin Bal Arısının Bağırsak
Mikroflorasına ve Tarlacılık Davranışlarına Etkisi” adlı çalışmasıydı. Antibiyotiğin arılara nasıl zararlara
yol açtığıyla ilgili bir çalışmaydı.
Kongrede en şaşırdığım konu ise,
akşam yapılan çalışma grubunda bir hocamızın, önce formik asit sentetik olarak
üretiliyor kalıntı bırakır demesi ve daha sonra da sonbahar beslemesinde önlem
amaçlı olarak antibiyotik tavsiye etmesiydi.
Formik asit sıcaklıkla
buharlaşıp uçan bir maddedir. Dünya’da ve Türkiye’de birçok bilimsel çalışmada
formik asit konusu araştırılmış ve sonucunda formik asidin peteklerde ve uygun
zamanda kullanıldığında balda kalıntı bırakmadığı tespit edilmiştir. Bu
bilimsel çalışmalarda karıncalardan üretilen formik asit mi kullanılıyor? Kullandığımız formik asit her ne kadar
sentetik olarak üretilse de formik asit değil mi? Bu konu konuşulurken en önde
oturup birçok defa söz istememe rağmen söz alıp sorularımı sormam mümkün
olmadı.
Hocamız, hastalık belirtisi olan
peteklerde %50 oranında Amerikan Yavru Çürüğüne rastladıklarını ve hastalık
oluşmadan önce sonbahar beslemesinde önlem amaçlı antibiyotik kullanılmasını
tavsiye edince dayanamadım. “Ülkemizde arıcılıkta kullanımı yasaklanan
antibiyotiği nasıl oluyor da tavsiye ediyorsunuz ve siz hasta olmadığınız halde
antibiyotik kullanıyor musunuz?” diye sordum. Hasta olacağımı hissedersem
kullanırım cevabını aldım. Benden sonra
başka katılımcılarda tepki gösterdi.
Kongrede yeni yapılan
çalışmalardan haberdar olduk. Az da olsa yeni bilgiler edindik. En güzeli de
arkadaş ve dostlarla geçirilen zamanlardı.
Olumlu izlenimlerle ayrıldığım
kongrenin organizasyon komitesini ve emeği geçenleri tebrik ederim.
12 Ekim 2014
2014 Kışına Doğru
Kışa iyice yaklaştık.
Kovanlardaki arı sayısı fena değil.
Bu dönemde arının sıkışık durması iyidir.
Yavru ve bal azalmış.
Bu verdiklerimle birlikte kovan başı iki kilo kek oldu.
Üst örtü bezi olarak halıfleks kullanıyorum ve onun üzerine kış aylarında naylon koyuyorum.
Arılar kışa hazır gibi.
Bir miktar bal eksiklikleri var onu da kocayemiş çiçek açınca tamamlarlar artık.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







































