28 Ağustos 2008

EŞEK ARISI

Ağustos ayıyla beraber eşek arılarıda geldiler. Eşek arısıyla nasıl mücadele edebileceğimi araştırdım, araştırma sonucu eşek arılarından kesin kurtuluşun yuvalarını bulup yok etmek olduğunu anladım. Ben arıların yanına hafta sonlarında gittiğim ve arılarım köy kenarında olduğundan, eşek arıların yuvalarını bulmam şimdiye kadar mümkün olmadı. Köyde 330 hane var eşek arılarıda çatı aralarını çok seviyor.

Araştırmalarımda bazı arkadaşlar, eşek arılarının kola şişelerine girdiğini ve çıkamadığını söylediler. Denedim eşek arısından çok bal arısı telef oldu. Arkadaşlara bu yöntemi tavsiye etmiyorum.

Bal arısı, içinde kola olan şişenin ağzında.


Şişe içinde ölen arılarım.



Bazı arkadaşlar bal arılarının bira şişesine girmediğini ama eşek arılarının girdiğini söylediler. Onu da denedim, sonuç yukarda. Kolaya göre daha iyi fakat bira şişesinede bal arısı giriyor ve ölüyor.


Daha sonra Asım Kadıoğlu'nun blogunda yazdığı, fare öldürmek için kullanılan yapışkan maddeyi kullandım.

Sonuç olarak: En başarılı yöntem (kesin sonuç vermesede) fare yapışkanı.

Yapışkan madde birgün arıların yanında kaldı. Yedi tane eşek arısı yakalanmış, bir o kadar sarıca arı ve bir o kadar da bal arısı yakalanmış.

En azından ölen bal arısı azınlıkta.

15 Temmuz 2008

KESTANE BALINI ALDIM

Geçte olsa kestane balını hafta sonunda aldım. En iyi ballı çerçevelerin resinlerini çektim.

Yalnız olunca bu işler zor oluyor.

Bir taraftan işleri yaparken diğer taraftan resim çekme işi bazen unutuluyor veya zaman bulunamıyor.



02 Temmuz 2008

YALOVA GÜNEYKÖY 112. KURULUŞ ŞENLİŞKLERİ

Köyümüzün 112. kuruluş şenlikleri dört ülkenin (Dağıstan, Çeçenistan, Abaza, Acara) folklor ekiplerinin katılımıyla, hafta sonunda yapıldı.


Bu vesile ile köyümüzün tarihçesini, köyümüz sitesinden alıp yayınlıyorum.

" Güney Köyü Yalova Merkez İlçesi’nin güneyinde samanlı Dağları arasındaki küçük bir düzlüğe 1880 li yılların başında kurulmuştur. 1878 Osmanlı – Rus savaşı (93) harbi) öncesinde Dağıstan’dan Sibirya’ya sürülen ve daha sonra kaçarak İstanbul’a gelen Şeyh Muhammed Medeni Başkanlığındaki 10-15 ailenin o zamanlar sazlık ve bataklık haldeki bu alana kurarak oluşturduğu bu ilk yerleşim zamanla 750 hanelik büyük ve planlı bir köy haline gelmiştir.İlk adı “ALMALİ” (Elma Alanı) olan köy, köy halkının birlik ve beraberliği ile İMECE şeklindeki çalışmalarla o dönemlerde YALOVA ve ORHANGAZİ gibi çevre merkezleri bile geride bırakan önemde “eğitim, kültür ve ticaret merkezi” haline gelmiştir.Bu arada Osmanlı Padişahı V. Mehmet Reşat’ın özel ilgisi, köyün imarı ve gelişimine katkıları nedeniyle köyün Almali olan adı REŞADİYE olarak değiştirilmiş, 1934 yılına kadar da bu adla anılmıştır. Bu yıldan sonra adı bir kez daha değiştirilerek GÜNEY KÖYÜ olmuştur.Köyün hiç yoktan kurulup böyle büyük ve çevresinde saygın ve etkili EĞİTİM-KÜLTÜR ve TİCARET MERKEZİ kimliğini kazanmasının kuşkusuz “eğitim ve öğretime verilen önemle” ilişkisi olsa gerekir. Kuruluş döneminin başlarında bile 3 cami, v.b. çağına göre ileri sayılacak sosyal özellikleri, halen çevresindeki yerleşim yerlerindeki insanlar tarafından anlatılan özelliklerindendir. O döneme göre üstün sosyal yaşamı ve var olan eğitim kurumlarında yetişenlerin başta dini etkiler olmak üzere birçok yönden kültürel etkinlikleri “köyün her dönemde önderlik yapan bir merkez” kimliğini geliştirmiştir.Bu özel kimliği ile en parlak yıllarını 1920’lere kadar sürdüren köy 1912 Balkan Savaşı’na hazırlık “Seferberliği”ne 300 gönüllü ile katılmış, bu gönüllülerin Balkan Savaşı, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sonrasında %95’i şehit olmuştur. Bu olay ile Kurtuluş Savaşı yıllarında uğradığı Yunan İşgali öncesi yaşanan “muhacirlik” köyün gelişimini ve özelliklerinin devamını engelleyen en önemli unsurlardır. Muhacirlik yıllarını Adapazarı-Geyve (Sakarya Vadisi) dolaylarında geçiren köy halkı Kurtuluş Savaşı sonrasında köyüne dönünce yanmış-yıkılmış bir köy ile yeniden ormana dönüşmüş tarım alanlarıyla karşılaşınca “köyden kente göç” olgusunu yaşamaya başlamıştır. Köy halkı 1922 yılında köye dönüşünde tarumar bir haldeki köyünü gene elbirliği ile yeniden imar etmeye başlamış her alanda birlik ve beraberlik içinde çalışarak Cumhuriyet Döneminde de köyün eski merkezi kimliği özelliğini sürdürmeye çalışmıştır. Bu özelliğini de birçok yüksek rütbeli asker, bürokrat ve siyasi kimliği ile sivrilen kişileri yetiştirerek kanıtlamıştır.
Giderek artan "Göç" olgusu sonucunda nüfusuazalmış 1980 sayımında 438 kişi ile en alt düzeyine inmiştir. 1985 ve sonraki sayımlarda meydana gelen artışlarla ve köyde görülen modern yapılaşma örnekleri ile göç olgusunun tersine döndüğü, bu sefer "Kentten Köye Göç" olgusunun yaşandığı anlaşılmaktadır. 2002 yılı sayım sonucu 660 kişidir. "



Köy halkı, misafirleri ve folklor ekiplerini köy girişinde karşılayarak, kortej halinde köy meydanına gidildi.

Köyümüzün meydanı.
Folklor gösterilerin yapıldığı köyümüz spor tesisleri.

Yiyecek ve hediyelik eşya satışı yapılan çadırlar.

Köyümüzde el sanatları bir hayli gelişmiştir, bujiteri ve keçi boynuzundan süs eşyaları yapılmaktadır.




01 Temmuz 2008

2.ANA ARI ÜRETİMİM


2. Ana arı üretimime devam ediyorum.


Hafta sonu yaptığım kontrollerde, geçen hafta yaptığım 30 larva trasferinden 18 tanesinin tutmuş olduğunu gördüm.

Cumartesi günü katlanabilen çerçeveleri arılarıyla beraber, daha önce hazırlamış olduğum kovanlara koydum, birer çerçevede arı sirkeledim.




Daha önce yapmış olduğum yarım çerçeve alan kovanlarım.
Larva trasferi yaptığım çıta.


Daha önceden standart kovanlara veripte kabartılan katlanabilen çerçeveleri, kovanlardan arılarıyla birlikte alıp ufak kovanlara verdim.



Kovanlara bir çerçeve arısıyla beraber verdim. Bir çerçevede arı arı sirkeledim.

Tarlacı arılar eski kovanlarına dönünce kovandaki arı nüfusu yukarıdaki kadar olmuyor.

Ana memelerini çerçevelerin arasına yerleştirdim.




Asıl kovanlarım kapalı yerde, ufak kovanları ise açık alana koymak zorunda kaldım. Ayılar ziyaret etmez inşaallah.

24 Haziran 2008

HAFTA SONU KONTROLLERİ

Hafta sonu kontrollerinde aşağıdaki gibi beyaz çerçeveleri görmek insanı mutlu ediyor. Nektar akımı azaldı gibi, bal durumu iyi olur inşaallah.




Ana arı üretimindeki ilk denememde istediğim neticeyi sayı olarak alamadım, daha öncede yazmıştım larva trasferi yaptığım hafta sonu hava sıcaklığı 19 dereceydi, larva trasferi için ideal hava sıcaklığı 35 derece, 30 trasferden 7 tanesi tutmuştu, bu durumu ben hava ısısının düşüklüğüne bağlıyorum, birde hiç arı sütü kullanmayışıma.


Yeni ana arılar yumurtluyorlar ne zamandır.


İkinci ana arı üretimine başladım, yine larvaların kurumaması ve yastıklama yapması için lazım olan arı sütü yok. Hafta sonu 30 larva trasferi yaptım, sonucunu merakla bekliyorum.

Bu da geçen hafta incir dalından aldığım dayımın oğulu. Petekleri kovan dibine kadar indirmişler. İyi çalışıyorlar, pekde uysallar.


Yukaradaki kovan dayımın oğul veren kovanı. Onu da kontrol ettim, arı iyi çalışıyordu çok da sakin, arka petekte geçen hafta gördüğüm iki tane ana memesi hala duruyordu. Dayıma sordum bunlar lazım mı? diye, al dedi.

Anaları petekten keserek aldım. Ana arı neredeyse çıkacaktı, elimde vızıldayıp duruyordu. Tek çerçevelik anasız arılarım vardı onlara verdim. Ertesi günü baktığımda ananın bir tanesi çıkmış dolanıyordu. Oğula meyilli bir ırk değildir inşaallah.

İkincisin çıkmasını bekliyorum.

Bu da bahçeme gelen misafir.

18 Haziran 2008

BALMUMU ERİTME APARATI

Balmumu eritmek için, diğer bloglardan da faydalanarak bu aparatı yaptım.

Önce ahşaptan çerçeve ve kapağı yaptım. Daha sonra galvaniz kaplı metalden mumun eriyeceği kabı yaptım, kabın içerisine balmumunun eridiğinde aşağıya akması için, alüminyum ızgarayı havada tutması için parçaları puntaladım.

Isı izalasyonu yapmak için galvaniz plakanın altına, ters çevirip 2 cm. kalınlığında odun talaşı doldurup taban tahtasını çaktım.


Kapaktaki camı çift cam yaptırdım.


Balmumu eritme aparatı 4 petek alıyor.

Hafta sonu deneme fırsatı buldum, balmumu çok güzel eriyor, fakat çıkış borusuna arı girmesin diye sinek teli takmıştım, balmumu dışarıya çıkarken tekrar donuyor ve ağızı tıkıyor. Eriyen balmumunun aktığı bölümüde kapalı ve ısı izalasyonlu yaparsam, sorunun ortadan kalkacağını düşünüyorum.

17 Haziran 2008

KESTANE'DEN SONRA IHLAMUR'DA AÇTI


Hafta sonu kontrolünde diğer haftalardan farklı olarak az da olsa kovanlarda sırlanmış petekler vardı.


Bu hafta (biraz geç bile kaldığımı düşünerek) kovanlara ana ızgarası koydum, çünkü bazı kovanlarda ana arı ballıkta yumurtluyordu. Ana arının ballıkda yumurtlamasının bir sebebi, bana göre kuluçkalıkta aşırı polen olması.



Larva transferi yöntemiyle ana arı ürettiğim kovandan bir çerçeve.


Köyümün bulunduğu Samanlı dağlarının bitki örtüsünden olsa gerek arılar çok fazla polen topluyorlar. Hafta sonları kovanlardan polen almama rağmen, kovanlarda üstte ve alttaki fotoğraflardaki gibi polenli çerçeveler var.




Hafta sonu biraz yürüyüş yaptım, kestane ağaçları tamamen açmışlar. Köyümün etrafında tahminimden fazla kestane ağacı varmış, kestane açınca uzaktan daha belirgin görülebiliyor.



Dikkatli bakıldığında yamaçtaki kestane ağaçlarının bir kısmı görülebiliyor.

Kestane çiçeği bitmeden ıhlamur çiçek açtı. Acaba arılar kestaneden mi? yoksa ıhlamurdan mı? nektar topluyor onu çıkaramadım.

Bunlarda evimin bahçesindeki asma gül.