25 Ocak 2015

Birliklerimiz

BİRLİKLERİMİZ

Kovan başı arı desteklemeleri eskiden birliklere gönderilir, birlik üye aidatını kestikten sonra kalan kısmı arıcının hesabına yatırırdı, Yeni uygulamada destekleme bedelleri direk arıcının TC numarasına bankaya yatırıldı. Desteklemelerde birlikler devreden çıkartıldı. 
Artık Arı Yetiştiricileri Birliklerinin işleri daha zor. Üye sayısı az olan birliklerin işi daha da zor.

Desteklemeler birlik üzerinden yapıldığında aidat tahsili çok kolaydı. Şimdi üyenin kendisinin aidatını ödemesi gerekiyor. Arıcının cebine giren parayı çıkartıp vermesi daha zor olur. Eskiden üyelere kandil ve bayram mesajları gelirdi, bundan sonra (sayın üyemiz borcunuz şu kadar olmuştur lütfen borcunuzu en kısa sürede ödeyiniz) yazan borç bildirim mesajları da gönderilir. Arıcının desteklemeden yaralanması için birlik üyeliği zorunlu olduğu sürece, birlikler aidatları zorlansalar da bir şekilde tahsil eder. Ama bu süreçte tatsızlıklarda olur.

Asıl sorun şu; arıcımızın çoğu, birlik benim için bir şey yapmıyor, beni düşünmüyor fikrinde. Tüm birliklerin aynı durumda olmadığı gibi tüm birlik üyeleri de aynı düşünce de değil. Arıcısının derdinin peşinde olan, onların sıkıntılarını gidermeye çalışan birlikler de yok değil. Bu anlamda; birlikleri eleştirirken bir kısmını ayrı tutarsak arıcı için çalışma gayretinde olanlara haksızlık yapmamış oluruz.

Üye sayısı fazla, birkaç şubesi, 3-5 danışman çalıştıran, bal dolum tesisi, kendi binası ve araçları olan birliğimiz de var, 150 - 200 üyesi olup ancak bürosunu çevirebilecek mali gücü sahip birliğimiz de var. Birliklerimiz 2003 yılında kurulsa da henüz yapılanma süreci tamamlanmış değil. Çok eksikliklerimiz var. Bazı birliklerimizin de tam manasıyla arıcıya hizmet verme düşüncesinde olsa dahi, yapılanma sürecini tamamlaması için gerekli mali imkanı bulması mümkün gözükmüyor. Bu birliklerimiz mecburen ufak çaplı organizasyonlarla durumu idare etme yoluna gidiyor.   

Atalarımız "Birlikten kuvvet doğar" diye boşuna söylememiş. "Birlik" sözü tabelada kalmayıp gerçek anlamda oluşturulduğunda bazı işlerin üstesinden gelinebilir.

Her zaman şunu savundum "Birliklerimiz kuvvetli olmalı". Bunun için vizyon sahibi ve çok çalışacak yöneticilere ihtiyacımız, birlik olmanın faydasına inanmış ve birlik etrafında kenetlenmiş üyelere ihtiyaç var. Birliğin "birlik" gibi olabilmesi sadece yönetimle mümkün değildir. Birlik kuvvetli olursa üyesine faydalı olabilir ve arıcının kuvvetli olmasına faydası olur, kuvvetli arıcının arısının da kuvvetli olma ihtimali daha fazladır.

Tüm arıcılarımıza çalışkan, vizyon sahibi yöneticiler ve kuvvetli arıyla çalışma dileklerimle.

10 Aralık 2014

Oksalik asit Buharıyla Varroa Mücadelesi

Kovanlarda yavru yok, hava 12°C, sisli ve arı uçuşu yok. 

Oksalik asit yapmak için ideal koşullar mevcut. 

Arkadaşla birlikte oksalik asit buharına uygun filtreli maskelerimizi taktık.




Arkadaşla birlikte arılıktaki 150 arıyı 2 saat içinde bitirdik.

 Dört gün sonra polen çekmecelerini kontrol ettiğimde az sayıda varroa ölüsü olduğunu gördüm.






25 Kasım 2014

Yalancı Ana Arı

 Yalancı Ana

Yalancı ana (Yalancılama): Arı kolonisinde ana arı ve yavrunun olmadığı durumda, arı sütü ile beslenerek yumurtalıkları gelişen ve dölsüz yumurtlayan işçi arılar. Bu durum bazı yörelerde Sahte ana, Erkekleme, Mundarlama olarak da adlandırılır.




Bilindiği üzere döllü yumurtalardan işçi arılar, dölsüz yumurtalardan ise erkek arılar oluşur. Yaşlı ve erkek arıdan almış olduğu dölü biten ana arılar, yumurtaları dölleyemediği için yumurtalardan erkek arılar oluşur. Bölgelere göre sonbaharda veya kış başında oluşturulmuş ana arılar, çiftleşme uçuşu için uygun hava koşulları veya erkek arı bulamayıp da çiftleşemediği durumda, kış sonu veya erken ilkbaharda yumurtladığında dölsüz yumurtlayacağından erkek arılar oluşur. Yalancı anayı, dölü bitmiş ana arıyla veya döllenememiş ana arıyla karıştırmamak gerekir. Bu durumda olan ana arılar normal ana arı değiştirme usullerine göre değiştirilirler.

Yalancı ananın oluşması veya yalancılamanın gerçekleşmesi için kolonide ana arı ve yavru olmaması gerekir. Eğer arılar uzun süre anasız kalıp ana yetiştirmede ümitsizliğe kapılırsa, arılar içlerinden bazılarını arısütü ile beslerler ve yumurtalıkları gelişen bu işçi arılar yumurtlamaya başlarlar. Yalancı ananın çiftleşmesi ve döllenmesi gerçekleşmediğinden yumurtalarından erkek arılar oluşur.



Kolonide kurtçuk ve pupalarının serbest bıraktığı feromonlar, analı kolonilerde yalancı ana oluşumunu önleyen esas etmendir. Anasız kolonide kurtçuk varsa işçi arıların yumurtalık gelişimi geçici olarak engellenir. Genel olarak kolonide ana arı olmaz ve petek gözünden çıkan son yavrudan sonra yalancılama süreci başlar. Bazı kolonilerde ise az sayıda kapalı gözlü yavru bulunsa da yalancılama gerçekleşir.


Petekteki polen üzerine ana arı memesi başlangıcı yapılması yalancılamanın başlayacağını işaret eder. Petekte işçi arı gözlerinde ve ana arı memesi başlangıçlarında birden fazla yumurtanın olması yalancı ananın oluştuğunun göstergesidir. Müdahale edilmemiş veya kısa sürede tespit edilememiş yalancılamış kovanlarda, işçi petek gözlerinde düzensiz haldeki erkek arı yavruları ve arı nüfusunda azalma görülür.


Yalancı anadan kurtulma yolları   

Yalancı anadan en basit kurtulma yolu, düzenli olarak kovan kontrolleri yapılıp, anasız koloninin ana arı yapması temin edilerek veya hazır ana vererek kolonideki düzenin tekrar sağlanması ve yalancı ana oluşumunun önlenmesidir.

Yalancı ana yapması engellenememiş kolonileri, yalancı anadan kurtarma yolları vardır.  Buna karar vermeden önce yalancılamış koloninin durumunu gözden geçirmekte fayda vardır.

Kışın veya erken ilkbaharda yapılacak ilk kontrolde, kuvvetli olan bir kolonide yalancı ananın olduğu tespit edildiğinde, kışlayan arıların ömrünün uzun olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, koloninin tekrar normal düzenine kavuştuğunda biraz geç kalınmış olmakla birlikte bal akım dönemine yetişmesi mümkün olacağından, yalancı anadan kurtarılarak koloninin devamının sağlanması faydalı olacaktır.

Oğul vermiş koloni yalancılamış ise; koloninin yumurtlayan anası oğul ile gitmiş, kovandaki arı sayısı azalmış, yeni ana arılar ana memelerinden çıkmış, kovanda kalan yeni ana arı çiftleşme uçuşundan dönememiş, kovanda yavru kalmamış, yavru zinciri kopmuş ve arılar yaşlanmıştır. Oğul verdikten sonra yalancılamış veya bir sebepten dolayı anasız kalmış, yalancılamış zayıf kolonilere yapılacak en iyi uygulama yanındaki arılarla birleştirilmesi olacaktır.

Arıcının arılı kovan sayısı az ve bunların azalmasını istemiyorsa, uğraşıyı ve yalancılamış koloniyi bir sonraki seneye hazırlamayı göze alıyorsa, koloninin devamı bazı teknikler uygulanarak sağlanabilir.

Genel olarak yalancı ana yapmış koloniye genç ana arı verildiğinde kabul etmez. Yalancılamış koloniye genç ana arı verilebilmesi için bazı teknikler uygulanması gerekir.

Yaşlı ana arı verme yöntemi: Koloninin yumurtlayan veya genç ana arısı olmadığına ve yalancılamış olduğuna eminiz. Arılığımızdaki arılar içinde anasının yaşlı olduğunu bildiğimiz arının anasını alırız, ana arıya biraz bal sürdükten sonra yalancılamış koloninin çerçeveleri üzerine anayı salarız ve kovanı kapatırız. Aynı uygulama anayı kovan girişinden salma şeklinde de yapılabilir. Yaşlı anayı aldığımız kovana usulüne uygun şekilde genç ana arı veririz. Yalancılamış koloniye yaşlı ana verildiğinde büyük çoğunlukla yaşlı anayı arılar kabul eder ve ana arı yumurtlamaya başlar. Ana arı ile birlikte kolonideki yalancı analarda bir süreliğine yumurtlama devam ederler ama bir süre sonra kovanda ana arı düzeni sağlar. Kolonide genç arılar oluşmaya başladıktan sonra yaşlı ana arı değiştirilebilir.

Yer değiştirme yöntemi: Havanın güzel ve arıların çalıştığı günün sabahında, yalancılamış kovandaki arıların kapladığı çerçeve sayısından daha az sayıda, ballı ve polenli peteklerin olduğu çerçeveler boş kovana konularak düzenlenir. Yalancı analı kovan yerinden kaldırılarak arılığın bir köşesine konur ve ballı ve polenli çerçevelerle hazırlanmış arısız kovan yalancı analı kovanın yerine yerleştirilir. Kovan yerleştirildikten sonra, satın alınmış veya ürettiğimiz yumurtlamış anayı kafese alarak ve kafesin kek olan girişini açarak çerçeve arasına asarız. Eski kovanlarından çalışmak için çıkan arılar eski kovanın yerinde olan yeni kovana girerler ve kafesteki anayı çıkartırlar. Eski kovanda yalancı ana veya analar ile bir miktar arı kalır. Yeni kovanda ana arı yumurtlamaya başladıktan sonra, yalancı ananın bulunduğu kovandaki arılar usulüne uygun şekilde yeni kovana verilir. Bu kovandaki arıların hepsi yaşlı olduğu için ana arı yumurtladıktan sonra diğer kovanlarımızdan aldığımız bir tane kapalı yavrulu (çıkmak üzere yavrusu olan) çerçeve verilmesi uygun olur. Yalancılamış kovandaki çerçeveler başka kovanlara dağıtılır. Kovanda arı mevcudu az ise bu uygulama iyi sonuç vermez.

Silkeleme yöntemi: Yer değiştirme yöntemine benzemektedir. Arı uçuşunun olduğu günde, yalancılamış kovandaki arıların kapladığı çerçeve sayısından daha az sayıda, ballı ve polenli peteklerin olduğu çerçeveler boş kovana konularak düzenlenir. Hazırladığımız bu kovanı yalancı analı kovanın yerine koyduktan sonra, satın alınmış veya ürettiğimiz yumurtlamış anayı kafese alarak ve kafesin kek olan girişini açarak çerçeve arasına asarız. Yalancı analı kovanı arılık dışına yaklaşık 100 m uzağa götürüp arıların hepsini silkeledikten sonra çerçeveleri arılığımızdaki diğer kovanlarımıza veririz. Silkelenen arılar eski yerlerine yani yeni koyduğumuz kovana girerler ve kafesteki anayı çıkartırlar. Yalancı ana veya analar ile bir miktar arı silkelenen yerde kalır. Yeni kovandaki arıların hepsi yaşlı olduğu için ana arı yumurtladıktan sonra diğer kovanlarımızdan aldığımız bir tane kapalı yavrulu (çıkmak üzere yavrusu olan) çerçeve verilmesi uygun olur. Kovanda arı mevcudu az ise bu uygulama iyi sonuç vermez. Bu uygulamada yalancı ana veya anaların silkelenen arılarla birlikte uçarak yeni kovana girme ihtimali de vardır.    

Aç bırakma yöntemi: Kovanda bulunan çerçevelerin hepsi kovan içine silkelenerek alınır ve diğer kovanlara dağıtılır. Örtü bezi kullanılıyorsa bezin sarkmasını önlemek için kovanın ortasına bir çıta konur, kovan üst örtüsü ve kapağı konarak kapatılır. Bu durumda arılar örtü bezi veya tahtasına salkım yaparak dururlar. Bir sonraki gün arılar petek örmüşse bu petek de alınır. Arılar boş kovanda 3 gün bu şekilde tutulur. Yalancı ananın veya anaların beslenmesi ve yumurta atacağı petek olmadığı için yumurtlamaları önlenmiş olur. Üç gün sonunda kovandaki arıların sarabileceği kadar, ballı ve polenli petekler koyarak düzenlenir. Satın alınmış veya ürettiğimiz yumurtlamış anayı kafese alarak ve kafesin kek olan girişini açarak çerçeve arasına asarız. Yalancı ana yapmış kolonilerdeki arıların hepsi yaşlı olduğu için, bu kovana diğer kovanlarımızdan aldığımız bir tane kapalı yavrulu (çıkmak üzere yavrusu olan) çerçeve verilmesi uygun olur.     

Kolay gelsin…

13 Kasım 2014

4. Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi




4. Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi

5-9 Kasım 2014 tarihlerinde, Muğla/Fethiye/Ölüdeniz’de yapılan 4. Uluslar arası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresine katıldım. İzlenim ve düşüncelerimi bu yazımda paylaşmak istedim.

Kongrenin yapıldığı otel yapılan kongre için uygundu, organizasyonu yapan Teamcon şirketi başarılıydı.

Muğla ili arı yetiştiricileri birlik başkanı Ziya Şahin, kongre açılışında konaklamalı katılımın yaklaşık 1300 kişiyi bulduğunu, katılımcıların 350 sinin yurt dışından gelen misafirlerden oluştuğu ve günlük dış katılım sayısının ise 400 olmasının beklendiğini söyledi. Kongrenin 3. günü akşamında yapılan açıklamada ise toplam katılımcı sayısının 1800’e ulaştığı söylendi. Katılımcı sayısının bu rakamlara ulaşmasında arıcıların bir kısmının eşleriyle birlikte katılması da etkiliydi. Katılımda görülen bu sayı, sunumların yapıldığı salonlarda görülemedi. Katılımcıların bir kısmı havanın sıcak ve güneşli oluşundan faydalanarak denize girmeyi ve tekne turuna katılmayı tercih etti.

Kongrede bazı sunumlar 15 dakikada yetiştirilmeye çalışıldı ve belirlenen programda sarkmalar oldu. Arıcılar sunum sonlarında soru soramadı. Sorular yazılı olarak alınıp çalışma gruplarında cevaplandı.

Kongre programı yoğundu. 3. ve 4. günlerde “Sektör gelecek yıllarda ülke arıcılığını nerede ve nasıl görmek istiyor?” adlı toplantı saat 23:00’e kadar sürdü. Bu toplantı amacına ulaştı mı? Toplantının amacı olan uzun sürede arıcılığın nerede ve nasıl görülmesi konusu ile ilgili az sayıda katkı yapıldı. Arıcılar çoğunlukla kendi sorunlarını dile getirdi. Arıcıların sorunlarını ve isteklerini iletmesi, çözüm makamlarının temsilcilerinin de salonda olması sebebiyle faydalı olmuştur.

Soru; ülke arıcılığını gelecekte nerede ve nasıl görmek istersiniz? Öncelikle, güncel arıcılık bilgilerini ve modern arıcılık teknolojilerini sürekli olarak takip eden, yeni nesil arıcılığa hızla adapte olabilen genç arıcılar görmek isterim. Bu arıcıların, arı hastalıkları ve zararlılarıyla mücadele ederken mümkün mertebe kimyasal yollara başvurmadan, doğal yollarla, hatta konvansiyonel arıcılık yapsa dahi organik arıcılık şartlarına uyarak, üretimde hijyen kurallarını en ön planda tutarak, yurt dışı pazarına da arı ürünleri satabilen bir sektör görmek isterim.

Kongrede yapılan sunumlarda güzel çalışmalar vardı ama içlerinden biri özellikle dikkatimi çekti. Bu çalışma Prof. Dr. Tuğrul Giray'ın “Antibiyotiklerin Bal Arısının Bağırsak Mikroflorasına ve Tarlacılık Davranışlarına Etkisi” adlı çalışmasıydı.  Antibiyotiğin arılara nasıl zararlara yol açtığıyla ilgili bir çalışmaydı.

Kongrede en şaşırdığım konu ise, akşam yapılan çalışma grubunda bir hocamızın, önce formik asit sentetik olarak üretiliyor kalıntı bırakır demesi ve daha sonra da sonbahar beslemesinde önlem amaçlı olarak antibiyotik tavsiye etmesiydi.

Formik asit sıcaklıkla buharlaşıp uçan bir maddedir. Dünya’da ve Türkiye’de birçok bilimsel çalışmada formik asit konusu araştırılmış ve sonucunda formik asidin peteklerde ve uygun zamanda kullanıldığında balda kalıntı bırakmadığı tespit edilmiştir. Bu bilimsel çalışmalarda karıncalardan üretilen formik asit mi kullanılıyor?  Kullandığımız formik asit her ne kadar sentetik olarak üretilse de formik asit değil mi? Bu konu konuşulurken en önde oturup birçok defa söz istememe rağmen söz alıp sorularımı sormam mümkün olmadı.

Hocamız, hastalık belirtisi olan peteklerde %50 oranında Amerikan Yavru Çürüğüne rastladıklarını ve hastalık oluşmadan önce sonbahar beslemesinde önlem amaçlı antibiyotik kullanılmasını tavsiye edince dayanamadım. “Ülkemizde arıcılıkta kullanımı yasaklanan antibiyotiği nasıl oluyor da tavsiye ediyorsunuz ve siz hasta olmadığınız halde antibiyotik kullanıyor musunuz?” diye sordum. Hasta olacağımı hissedersem kullanırım cevabını aldım.  Benden sonra başka katılımcılarda tepki gösterdi.

Kongrede yeni yapılan çalışmalardan haberdar olduk. Az da olsa yeni bilgiler edindik. En güzeli de arkadaş ve dostlarla geçirilen zamanlardı.

Olumlu izlenimlerle ayrıldığım kongrenin organizasyon komitesini ve emeği geçenleri tebrik ederim.

              Bir sonra ki kongrede görüşmek dileğiyle…

12 Ekim 2014

2014 Kışına Doğru

Kışa iyice yaklaştık.

Kovanlardaki arı sayısı fena değil.



Bu dönemde arının sıkışık durması iyidir.

Yavru ve bal azalmış. 

Bu verdiklerimle birlikte kovan başı iki kilo kek oldu.

 



Üst örtü bezi olarak halıfleks kullanıyorum ve onun üzerine kış aylarında naylon koyuyorum. 

Arılar kışa hazır gibi. 

Bir miktar bal eksiklikleri var onu da kocayemiş çiçek açınca tamamlarlar artık. 

27 Eylül 2014

Sonbahar İşleri

Bu sıralar sonbahar işleri ile meşgulüm.

Arıcılıkta yeni sezon son bal hasadından sonra başlar. Benim için de ayçiçek balından sonra başladı. 

Bir süredir, arıları sıkıştırma, varroa ile mücadele, ana arıların değiştirilmesi, sonbahar beslemesi, peteklerin muhafazası ve eski peteklerin eritilmesi gibi işlerle meşgulüm. 

Trakya dönüşünden beri arıları kek ile besliyorum. 

Kış için henüz zaman olmasına rağmen bazı arılar kışa hazır hale gelmiş.

Önümüzdeki günlerde çiçek açmasını ve arıların faydalanmasını beklediğimiz sonbahar püreni (süpürgelik) ve kocayemiş (davulga) var. 

Ana arıları da kışa hazırlıyorum. Ana arı kutularında varroa için, ocak ayı başında yaptığım oksalik asit buharından başka bir şey yapmadım. Aralık ayına kadar da bir şey yapmayıp, oksalik asit buharı yapsam yeterli olacak gibi görünüyor.

Kutularda henüz bal kemeri oluşmadı.



Eski petekleri çerçevelerinden ayırdıktan sonra geçen sene yaptığım güneş ile mum eritme aparatında eritiyorum.




18 Eylül 2014

Sezona Bakış

Yazmayalı uzun süre olmuş.

Mevsim koşullarından dolayı ilkbaharda arıları kestane balı için yeteri gibi hazırlayamadık. Kestane ve ıhlamur dönemi fena geçmedi ama sonrasında beklediğimiz balçiği çok geç ve az oluştu. Bu sene balözü akımı az az ve uzun süreli oldu. Yaz yağmurlarının da etkisiyle geçen senelerde pek görmediğimiz temmuz sonu ve ağustos ayında balözü akımı oldu. 

Kestane balı sonrasında Trakya'ya ayçiçeğine gideceğimizden temmuz başı gibi bal hasadı yaptık. Dolasıyla kestane balını diğer senelere göre daha az aldık.




 İlkbaharda fazla polen toplayamadık ama kestaneden aldığımız polen miktarı fena değildi.


 Ana arı üretimine devam edildi.



 Geçen sene yeni ana arı kutularının detaylarını soran arkadaşlar olmuştu. Kutular o zaman deneme aşamasında olduğundan detay vermemiştim, kutuları deneyip kullanıma soktuğum için şimdi kutularla ilgili bazı detayları vereyim. 

Geçen sene ahşaptan az sayıda yapıp denediğim ana arı kutularından memnun kalınca bu sene strafor kutuların yerine ahşap olanları kullanmaya başladım.

Yeni ana arı kutuları iki bölmeli 4+4 çerçeve alıyor. Aradaki bölme kaldırıldığında 9 çerçeve alıyor.


 Yeni arılandırdığım bir kutu. 

 Çerçevelerin üst çıta ölçüsü 252 mm yüksekliği 160 mm

Strafor ana arı kutularının çerçevelerinden biraz daha büyük.

Ben bu ana arı kutularındaki arıları kışlatıyorum. Ana arıları ürettiğim aktif dönem ile kışlama arasındaki yaz döneminde, strafor ana arı kutularında mum güvesi ve kutu terki gibi sıkıntılar oluyordu. 

Yeni ahşap kutuları 60 adet ana arılı olarak devam ediyor. Şu an için bir sıkıntı yok.

 Ayçiçeği.

 Ayçiçeğinde, tarladaki saman kalkmadığından arıları istediğimiz gibi yerleştiremedik. Yuvarlak yerleştirmeyi planlarken iki sıralı şekilde dizmek zorunda kaldık. Bazı sıkıntılar olsa da gerekli müdahalelerle aşmaya çalıştık. 

 Arılarımız Trakya da 5 hafta kaldı. Ben 2 kovandan 1 tenekeden biraz fazla bal aldım, beraber gittiğimiz arkadaşlar 2,5-3 kovandan 1 teneke aldılar. Bu sene Trakya'nın bazı yerlerinde geçen senelerden az olarak 3 kovandan 1 teneke bal alınmış.


 Ve Trakya dönüşünde ballıklar ve fazla petekler alınarak arılar sıkıştırıldı. 

Varroa mücadelesine başlandı. 

Eski peteklerin eritilmesi ve tekrar kullanılacak peteklerin muhafazası için çalışmalar devam ediyor.