01 Kasım 2018

Propolis Üretimi (Propolis Toplama)


Propolis Üretimi (Propolis Toplama)


                 Propolis için, arı ürünleri (Bal, Polen, Arı sütü, Propolis, Apilarnil, Arı zehri, Arı (kovan) havası) içinde son zamanlarda bilinilirlik artışının en fazla olanı dersem yanlış söylemiş olmam her halde. Çok kıymetli ürün ama son yıllara kadar ülkemizde çok bilinen bir ürün değildi. Piyasası olmadığı için arıcıların fazla üretmediği, yavaş yavaş tanındıkça, tüketicilerin ilgisi ile bazı firmaların talep etmeleriyle beraber arıcıların ilgisinin arttığı ve üretilmeye başladığı bir ürün.

                Henüz çok az üretiyoruz…

                Verimli ve sağlıklı bir üretim metodunu da oturtmuş olduğumuz söylenemez.

                Bu yazıda propolisin ne olduğundan ziyade propolis  üretimi ile ilgili yazacağım. Propolis ve propolisi ayrıştırma (propolis ekstraktı) ile ilgili yazımın adresini yazayım isteyen oradan okuyabilir.  http://kenangisan.blogspot.com/2018/10/propolis.html

                Propolisin bitki kaynakları:
                Arılar propolisi bitkilerin sürgün, tomurcuk ve gövdelerindeki salgılarından toplarlar. Ülkemizde propolis yönünden en verimli ağaç ve çalı türleri Akçaağaç, At kestanesi, Çam, Dişbudak, Erik, Fındık, Huş, Ihlamur, Karaağaç, Kavak, Kestane, Kızılağaç, Meşe, Okaliptus ve Söğüttür.

                Propolisin bitki kaynaklarına baktığımızda bir çoğunun ormanlarımızda bulunan ağaçlar olduğunu görüyoruz. Bunun için ormanlık alanlarda daha çok propolis toplamak mümkündür. 

                Arılar propolisi nerede, niye kullanır?
                Arılar propolisin yapısal özelliğinden ve biyolojik etkisinden faydalanır. Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki, arılar propolisi bakterilerden, mantarlardan ve virüslerden korunmak için kullanır. Arılar petek gözlerini propolis ile temizledikten sonra ana arı bu gözlere yumurtlar. Arı yavrularının steril ortamda korunup yetişmesinde propolis etkili olmaktadır.

                Bunun dışında arılar propolisi, kovanda çerçeveleri birbirlerine tutturmak, kovana girip zararsız hale getirdikleri ve kovandan çıkartamadıkları zararlıların kokuşmalarını önlemek için üzerini kaplamak, kovan girişini daraltarak savunmalarını kuvvetlendirmek, kovan içindeki hava akımını önlemek için kullanırlar. 

                Arılar propolisi nasıl toplar?     
                Arılar, bitkilerin sürgün, tomurcuk ve gövdelerinden salgıladıkları reçine ve zamksı sızıntıyı, çeneleri ve ayaklarını kullanarak aldıktan sonra, ağızlarından salgıladıkları enzimleri de katarak, ön ve orta bacaklarını kullanarak arka bacaklarında bulunan polen sepetciklerine tutturarak kovana dönerler. Arıların getirdiği bu hammadde ağaçların salgıladığı reçineler gibi yarı şeffaf ve cam gibi parlaktır. 

                Kovana gelen propolis hammaddesine arılar çiğneyerek balmumu ilave ederler bu sırada çene salgı bezlerinden enzim ilave edilir ve ortaya bizim propolis adını verdiğimiz sakızımsı madde oluşur. 

                Arıların propolis toplamaları ve kovana gelen propolisin depolanması polene göre daha zordur. Arılar arka ayaklarında getirdikleri poleni kendileri petek gözerine çıkartıp koyabilirken, propolisi çıkartmak için kovan içinde görev yapan arıların yardım etmesi gerekir. Kovan içinde görevli işçi arılar, kovana propolis getiren  arıdan propolisi ısırarak küçük parçalar halinde koparırlar ve kovanda propolis depo ettikleri yerlere yapıştırırlar.


                Kullanım yerine ve ihtiyaç durumuna göre propolis içindeki mum miktarında değişiklikler gözlenir. Arıların kovan girişini daraltmak, hava akımını azaltmak veya kovanın bir yerini kaplamak için kullandığı propolislerde mum oranı daha fazladır.

                Arıların propolis toplamasını etkileyen faktörler:

                Bitki kaynağı (flora): Arıların propolis toplayabilmeleri için bulunduğu bölgede propolis açısından zengin bitki örtüsü olmalıdır. Ormanlık alanlar bunun için daha uygundur.

                Arı ırkı: Biliyoruz ki bazı arılar propolisi fazla bazılarıysa çok az topluyor. Propolis toplayan arılarla çalışmak daha uğraştırıcı olsa da üretiminin fazla yapılabilmesi için propolisi fazla toplayan arı hatlarıyla çalışılması gerekir.

                Kovandaki arı sayısı: Arının propolis toplayabilmesi için kuvvetli olması gerekir. Zayıf, hastalıklı veya aç arıların propolis toplaması beklenmemelidir. Sağlıklı ve güçlü arılar diğer arı ürünlerinde olduğu gibi propolis veriminde de daha iyi olacaklardır.   

                Hava koşulları: Arıların propolisi daha çok toplayabilmesi için çalışabileceği uygun hava şartları olması gerekir. Soğuk veya serin havada çok çalışamayacağı için verim düşük olacaktır.  

                Arıların propolis toplamasını etkileyen faktörler olduğu gibi arıcıyı da etkileyen faktörlerde vardır.
                Arıcıların propolis toplamasını etkileyen faktörler 😊 :

                Arıcılık bilgisi: Arıcının propolis üretimi yapabilmesi için arıcılık bilgisinin yanında arı yönetme kabiliyetinin olması ve propolis üretme yöntemlerini bilmesi gerekir. 

                Propolis pazarı: Yakın zamana kadar propolisin pazarı yoktu veya çok azdı. Pazarı olmadığı için arıcı üretmiyordu. Arıcımızın bir kısmının pazarı var mı sorusuna verilen “önce üret” , ”üretmediğin ürünün pazarı olmaz “ cevabı bana çok doğru gelmiyor. Arıcının pazar sorgulaması normal karşılanmalı. Pazarı olmayan, satılamayan ürünü kim üretmek ister?    

                Diyebiliriz ki artık propolisin pazarı var. Sosyal medyada devamlı olarak ham propolis almak isteyenlerin ilanlarını görür olduk. Sözleşmeli olarak üretim yapanlar-yaptıranlar da var. Her ne kadar soru işaretleri olsa da ham haliyle satmayı tercih etmeyerek, ekstrakt yaparak direk tüketiciye sunanlarda azımsanacak kadar değil.

                Propolisin fiyatı makul müdür?

                Alıcılar, tuzaktan toplanan propolise kazıma olarak toplanana göre %50, bazen de %100 daha fazla fiyat veriyorlar. Tuzaktan tercih ediliyor ama kazıma da alınıyor. Kazıma toplamak bazı riskler içeriyorsa niye alınıyor?  Tuzaktan ve kazıma toplanan propolis ile ilgili burada değil de “Propoliste kalıntı (kimyasal, ağır metal) sorunu” konusunda yazayım. Arıcının propolisi kalıntısız, temiz ürettiği ve üretim miktarını arttırdığı taktirde propolisten elde ettiği kazanç tatmin edecektir.  

                Propolis ne zaman toplanmalı?
                Arıların yoğun olarak propolis toplama zamanları bölgeden bölgeye değişir. Genellikle propolis tuzaklarının konması için sonbahar mevsimi tavsiye edilir. Bununla, sonbaharda gece sıcaklıklarının düşmesiyle arıların üşümemek ve hava akımını önlemek için kovan üst örtüsü olarak kullanılan tuzak aralıklarının propolis ile kapatmalarını sağlamak ve ürünü hasat etmek amaçlanır. Düşünce doğru olmakla birlikte, arı kadrolarının azaldığı sonbahar mevsiminde arıları propolis toplatmaya zorlamak çok uygun değildir. Sonbahar da propolis toplamanın tavsiye edilmesinin bir nedeni de, arılarda varroa mücadelesi bittikten sonra üretim yapılarak, propoliste ilaç kalıntı riskini en aza indirmek içindir.

                Bu konu için literatüre baktığımızda arıların yoğun bal akımında propolis toplama eğilimlerinin azaldığına yönelik bilgilerinde olduğunu görüyoruz.

                Arıların propolis toplaması için en uygun zaman, kovana ilacın girmediği ve kovandaki arı sayısının en fazla olduğu dönemdir. Bölgem (Marmara) için Mayıs, Haziran, Temmuz ayları en uygun zaman diyebilirim.

                Propoliste kalıntı (kimyasal, ağır metal) sorunu:
                Propolis, hem dış (bulunulan bölge) hem de iç (kovan içi) etkilerden kalıntı bulaşma ihtimali olan üründür.

                Propolisin hammaddesini oluşturan bitkilerin salgıları ve zamksı sızıntıları uzun süre bitki üzerinde kalır. Bu durum, diğer arı ürünlerine göre propolisi dış etkilere daha fazla açık hale getirir.

                Dış etkiler neler olabilir?

                Şehir merkezleri, sanayi bölgeleri, otoyollar ve ilaçlı tarım yapılan alanlar. Arı konaklamalarında bu durum göz önünde bulundurulması gerekir.

                Kovan içinde ise; varroa mücadelesinde kullanılan ürünlerin propolise bulaşması söz konusudur. Propolis toplanmaya başlandığında kovana kimyasal veya organik esaslı ürünler sokulmaması gerekir. Propolis toplamaya başlandığında varroa için ilaç yapmak zorunluluğu olursa propolis toplamayı bırakarak ilaçlama yapılmalıdır.   

                Piyasada propolis konusunda “tuzaktan ve kazıma” diye tabirler kullanılıyor. Bunlarla ilgili “tuzaktan toplanan propolis kaliteli, kazıma propolis kalitesizdir” diye düşünce oluşmuş vaziyette. Kabaca düşünecek olursak tuzaktan toplanan kalıntısız, kazıyarak toplanan nereden kazındığı belli olmayan ilaç kalıntılı gibi düşünülüyor. İlk bakışta doğru gibi görünen bu durum gerçeğe ne kadar uyuyor? Bu düşünceden hareket edersek kazıma propolis insan sağlığı için kullanılmaması gerekir. Kazıma olarak arıcıdan alınan propolislerin hepsi sanayide mi kullanılıyor? Çerçeve üstünden kalıntısız propolis üretilemez mi? Tuzaktan toplanan propolislerde kalıntı olmaması garanti midir? Bu konuda burada şu kadarını yazayım, çerçeve üstlerinden tuzaklardan elde edilenden daha kaliteli ve kalıntısız propolis üretmek mümkündür.

                Temiz propolis için organik arıcılık şart mı? Gerekli şartlara uyulmak koşuluyla, Hayır…

                Her ne kadar organik arıcılık yapmasak da, konvansiyonel arıcılık yaparken varroa mücadelesinde organik arıcılıkta kullanılan organik esaslı ürünler kullandığımızda kalıntısız arı ürünleri üretme yolunda önemli yol kat etmiş oluruz. 

                Propolis üretimi için hangi yöntem kullanılmalı?

1-      Propolis tuzağı (trap):
        Değişik firmaların, değişik renklerde üretmiş olduğu plastik tuzaklar vardır. Bu plastik tuzaklarda en önemli konu, gıda üretimine uygun ve esnek plastikten üretilmiş olması gerektiğidir. Koyu renkli olanların açık renkli olanlarına göre daha iyi olduğunu da söylememiz gerekir.


        Plastik tuzaklar kovan üstlerine konmadan önce, çerçeve üstlerinde ilaç görmüş propolis varsa kazınarak alınmalı bunlar insan tüketimi için değil saniyede değerlendirilmek için ayrılmalı veya kovan boyamak için kullanılmalı. Çerçeve üstlerinden propolisler uzaklaştırıldıktan sonra propolis tuzağı çerçeve üstlerine konur ve kovan kapağı kapatılır. Plastik tuzaklar yeterli propolis ile dolduğu görülürse bunlar alınıp yerlerine yenileri konabilir. Alınan tuzaklar derin dondurucuda tutulduktan sonra tuzaklar esnetilerek propolisin tuzaktan ayrılması sağlanır.

        Plastik tuzaklar için gözlemim şudur; havaların sıcak gittiği yaz aylarında arılar tuzaktaki aralıkları kapatmıyor. Plastik tuzaklarda toplanan propolislerin içinde daha fazla mum oluyor. Arılar tuzaktaki aralıkların kapanması konusunda aciliyet hissederse tamamen mum ile kapatabiliyor.

        Üstteki fotoğrafa bakıldığında iri taneli mum oranı yüksek propolisler ve açık renkli mumlar görülebilir. Alttaki fotoğrafta ise mum oranı daha az olan propolis var.
       


2-      Çerçeve üstünden (kazıma):
        Genellikle kazıma diye tabir ediliyor. Kazıma diye adlandırılan propolislerin nereden ve hangi şartlarda kazındığı çok önemlidir.

        Çerçeve üstünden kalıntısız propolis nasıl elde ederiz?

        Eğer varroa için ilkbahar ilaçlaması yapılıyorsa, bu ilaçlamadan sonra çerçeve üstlerindeki tüm propolisler alınır ve kovandan uzaklaştırılır. Bundan sonra sonbahar ilaçlamasına kadar çerçeve üstlerinde biriken propolis ilaçlama öncesinde toplanır. Aynı plastik tuzak kullanılırken yapıldığı gibi.


        Çerçeve üstlerinden toplanan propolis içindeki mum miktarı genellikle plastik tuzaklardan toplanandan daha az olduğunu da yazabilirim.



        Uygun aralık bırakıldığında çerçeve üstlerinden, plastik tuzaklara göre daha fazla propolis toplamak mümkündür. Burada önemli olan arı mesafesini (arı aralığını) iyi kullanmaktır.

Arı mesafesi (arı aralığı): Arıların kovan içinde rahatça hareket edebilecekleri yol ve geçit sistemleridir. 6 -10 mm normal kabul edilirse de çerçeve ve kovanda zamanla oluşabilecek esnemeler, eğilip bükülmeler baştan hesaba katılmalıdır. Bizim normal diyeceğimiz aralık 7,5 mm olmalıdır. Arı mesafesi, teknik arıcılığın önemli kavramlarından biridir.

        Arılar 10 milimetreden fazla aralıkları mum ile örerler, 6 milimetreden dar aralıkları da propolis ile kapatırlar. Çerçeve üstünden propolis toplanmak isteniyorsa çerçeve üstü ile örtü bezi veya tahtası arası 6 milimetreden fazla olmamalıdır. Üst örtü bezi olarak çuval kullanmak bu anlamda uygun değildir çünkü arı çerçeve üstlerine mum örer.

3-      Kovan yan duvarından tuzak ile toplama:
        Arıcılar arasında çok bilinmeyen ama Dünyada en çok propolis üretimi yapan Brezilya’da kullanılan ve eski akademik çalışmalarda denenen bir yöntem. Bu yöntemle ilgili, bu sene biraz geç olmakla birlikte 2 kovanda denemeler yapabildim. 



        Kovan yapılırken veya sonradan arıların sıkıştırıldığı tarafta 6 santimetrelik çıkabilen bir parça yapılması gerekiyor. Propolis toplanacağı zaman bu dolu parça alınarak yerine kanal açılmış propolis tuzağı diye tabir ettiğimiz parça takılır.



        Propolis tuzağının çabuk aşınıp bozulmaması için sert ağaçtan, propoliste boya kalıntıları olmaması için de boyasız olması gerekir.

178 numaralı kovanda 9 günde toplanan propolis.


66 numaralı kovanda 16 günde toplanan propolis.




        Toplanan propolis hasat edileceği zaman propolis tuzağı çıkartılır ve propolis tuzağa zarar vermeden maket bıçağı ile kazınır.



         İlk hasatta 178 numaralı kovandan 9 günde 23 gram, 66 numaralı kovandan 16 günde 62 gram propolis elde edildi. 


        Propolis tuzakları 3 ay kovanlarda bırakıldı ve her birinden 4 defa hasat yapıldı. 3 ay süresinde 124 ve 88 gram olarak, 2 kovandan 212 gram propolis hasat edildi.

        Yöntemin en dezavantajlı tarafı, yeni kovanların bu yönteme uygun yapılması veya eski kovanlarda bu yönteme uygun tadilat yapılması zorunluluğudur. Bu yöntemle propolis toplanan kovanlar ilk bakışta yağmaya açık gibi görülüyor. Ama bir kısmı yağmacılığı ile ünlü İtalyan arısı olan yaklaşık 180 arı bulunan arılıkta 3 ay süresince yağma görülmedi. Bu yöntem aynı arılıkta eşit güçteki arılarda kullanıldığında, kısa süreli ve az sayıda arıyla yaptığım denemeye baktığımda yağma ihtimalinin fazla olmayacağını yazabilirim. Yinede daha fazla arıyla ve daha uzun süreli çalışılarak gözlem yapılması gerekir.    
       
        Arı bu tuzakları niye propolis ile kapatıyor? Savunma zafiyeti hissettiği için mi yoksa hava akımını kesmek için mi? Bunu denemek için tamamı telli ve yarısı telli propolis tuzağı kullandım. Arılar her ikisini de propolis ile kapattılar. Bu sorulara cevap bulabilmek için daha fazla ve değişik denemeler yapmak gerekir. Bizim için daha önemli olan arıların bu boşlukları propolis ile  kapatmasıdır.
       


        Yağma ihtimalini ortadan kaldırmak için de telli tuzaklar kullanılabilir. Telli tuzaklar kullanılacaksa  ilave iş yükü, maliyet artışı, kullanılmadığı zamanlar için muhafaza zorluğu ve temizliği gibi durumlar da göz ardı edilmemesi gerekir.

                Kovan girişinden propolis toplanabilir mi?
                Buna cevap verebilmek için, arıların kovan girişini propolis ile ne zaman ve nasıl daralttığına bakmak gerekir. Arılar, sonbaharda kovan girişini propolis ile daraltır aynı zamanda giriş etrafında bir miktar propolis depolar. Propolisi fazla toplayan arılar kovan girişi ile çerçeve köşeleri arasını da propolis ile doldurur. İlkbaharda arılar gelişip kalabalıklaştıkça kovan girişindeki propolisler buradan alınarak farklı yerlere taşınır yada petek gözlerinin temizliğinde kullanılır. Kovan girişi etrafında ve çerçeve köşeleri ile kovan girişi arasındaki propolisler yerinde kalır. Kovan girişi ve kovan tabanındaki propolislere ilaç bulaşma ihtimali yüksek olduğu için buralardan alınacak propolisler insan tüketimi için kullanılmamalı ve satılmamalıdır.

                Koloni başına verim:
                Bir kovandan sezonda üretilecek propolis miktarı konusunda değişik kaynaklarda 50 ila 250 gram arası gibi bazı bilgiler mevcut ama hangi şartlarda, hangi ırkla, hangi yöntemle ve nerede üretildiğine yönelik detaylı bilgi yok. Bu konuda en iyi olduğu söylenen Brezilya’lı arıcıların bir kovandan sezonda 600 gram propolis aldığı da söyleniyor.

                Propolisin muhafazası:
                Hasat edilen propolis poşetler içine alınarak ve hava almayacak şekilde ağzı kapatıldıktan sonra serin ortamda muhafaza edilmelidir. Propolisi vakumlu ambalajlarda saklamak daha uygundur.   


                Propolisin pazara sunulması:

                Propolis kıymetli üründür.

                Arının propolise verdiği değeri ve gösterdiği özeni, arıcının da hasattan müşteriye ulaştırıncaya kadar propolise değer vermesi ve özen göstermesi gerekir.


                Şunu bilmeliyiz ki Türk propolisi kalitelidir. Kovan sayısı bakımından Dünyada 2. sırada olan ülkemizin Türk propolisini Dünya çapında marka haline getirmesi gerekir. Bunun içinde en önemli görev arıcıya düşüyor.

                Ürettiğimiz propolisler görsel ve içerik olarak temiz, kalıntısız, tane tane, görsel albenili ve hoş kokulu olmalıdır. Aslında tüm işi arı yapıyor, bizim sadece arıyı iyi yönlendirerek gereken özeni göstermemiz gerekir.

                Siz ürettiğiniz ürüne saygı duyun ki başkalarından da saygı bekleyebilesiniz.

                Tüm üreticilerimizin sağlıklı ve bol ürün üretip karşılığını alabilmesi dileklerimle.   

07 Ekim 2018

Propolis ve Propolisi Ayrıştırma (Propolis Ekstraktı)


Propolis ve
Propolisi Ayrıştırma (Propolis Ekstraktı)


                Propolis: Arıların, değişik bitkilerin gövde, yaprak ve tomurcuklarından topladıkları, reçinelerle balmumu ve ağız sindirim enzimlerinin çeşitli oranlardaki karışımıyla meydana gelen, reçineler, mumlar ve yağ asitleri, uçucu yağlar ile organik madde ve minerallerden oluşan sakızımsı madde.

                Propolis kaynakları: Arılar propolisi bitkilerin salgılarından toplarlar. Ülkemizde propolis yönünden en verimli ağaç ve çalı türleri Akçaağaç, At kestanesi, Çam, Dişbudak, Erik, Fındık, Huş, Ihlamur, Karaağaç, Kavak, Kestane, Kızılağaç, Meşe, Okaliptus, Söğüttür.


                Propolisin Yapısı: Arılar bitkilerden topladıkları propolisin hammaddesini arka bacaklarındaki sepetciklere doldurarak kovana getirirler. Arıların getirdiği bu hammadde ağaçların salgıladığı reçineler gibi yarı şeffaf ve cam gibi parlaktır.  Kovana gelen propolis hammaddesini arılar çiğneyerek balmumu ilave ederler bu sırada çene salgı bezlerinden enzim ilave edilir ve ortaya bizim propolis adını verdiğimiz sakızımsı madde oluşur.  

                Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki propolisin içinde yaklaşık %30 oranında balmumu değişik oranlarda esansiyel yağlar, organik bileşikler ve mineral maddeler, polen ile %50 gibi reçine ve zamksı maddeler bulunmaktadır.

                Propolis bölgeye, toplandığı bitkiye ve mevsime göre sarı, turuncu, kahvegengi, yeşil ve siyaha yakın renklerde olabilir.
               

                Propolis ortam sıcaklığına göre yumuşayıp katılaşır. Hava sıcak olduğu zaman kovandan toplanan propolis arıcının ellerine veya ekipmanlarına yapışacak kadar yumuşaktır, soğukta katılaşır, dondurucuda tutulan propolis ise kırılganlaşır. 

                Propolisin kendine has keskin ve güzel kokusu vardır.

                Arılar İçin Propolisin Önemi: Arılar propolisin yapısal özelliğinden ve biyolojik etkisinden faydalanır. Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki, arılar propolisi bakterilerden, mantarlardan ve virüslerden korunmak için kullanır. Arılar petek gözlerini propolis ile temizledikten sonra ana arı bu gözlere yumurtlar. Arı yavrularının steril ortamda korunup yetişmesinde propolis etkili olmaktadır.

                Bunun dışında arılar propolisi, kovanda çerçeveleri birbirlerine tutturmak, kovana girip zararsız hale getirdikleri ve kovandan çıkartamadıkları zararlıların kokuşmalarını önlemek için üzerini kaplamak, kovan girişini daraltarak savunmalarını kuvvetlendirmek, kovan içindeki hava akımını önlemek için kullanırlar. 

                İnsanlar İçin Propolisin Önemi : Propolis, internette ve sosyal medyada neredeyse “Ölümden gayrı her derde deva” ve “mucizevi ürün” diye sunulur.

                Peki bu doğru mudur?

                Bir ürün her derde deva olabilir mi?

                Propolisi insanların çok eski yıllardan beri kullandıklarını duyar ve okuruz. Son yıllarda insanların doğal ürünlere ilgisinin ve bilimsel çalışmaların çoğalmasıyla propolise ilgi artmıştır. Dünyada propolis ile ilgili birçok bilimsel çalışma yapılmıştır. Yurdumuzda da son zamanlarda olumlu gelişmeler olmakla birlikte çalışma sayısı azdır. Son yıllarda propolisin insan sağlığına etkileri ve hangi hastalıklarda kullanılabileceği konuları daha fazla araştırılmaya başlanmıştır.

                Yapılan çalışmalarda propolisin tümörlerde, bazı kanser türlerinde, bazı nörolojik hastalıklarda, ağız yaralarında,  yara ve yanık tedavisinde, bazı sindirim sistemi hastalıklarında, solunum sistemi (grip, zatürre, bronşit) hastalıklarında, idrar yolları enfeksiyonlarında faydalı olduğu tespit edilmiştir. Daha ayrıntılı incelemek isteyenler için yaralandığım kaynaklardan ikisinin adresini paylaşayım (http://dergipark.gov.tr/download/article-file/324518, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/401676 ).

                Bilimsel tespitlerin yanında kendi tespitlerimi de paylaşayım. Biz aile olarak propolisi uzun zamandır kullanıyor ve faydasını görüyoruz. Antibiyotik özelliğinden dolayı biz aile olarak soğuk algınlığı hissettiğimiz zaman, dişimiz iltihaplandığında ve ağız yaraları için kullanıyoruz ve memnunuz. Bunun yanında, devamlı kullanan bir çok yakınımızdan da bağışıklık sistemlerinin kuvvetlendiğine yönelik geri dönüşler alıyoruz.     
 
                Propolisi herkes kullanabilir mi?

                Arı ürünlerine karşı alerjisi olanların propolisi kontrollü kullanması ve 2 yaşından küçük çocukların kullanmamaları konusunda bilgiler mevcut. 

                Propolis ilaç mıdır?

                Apiterapi (arı ürünleriyle tedavi) destekleyici ve tamamlayıcı tıp kapsamındadır. Her ne kadar ilaç etkisi gösterse de propolis ilaç değildir. Hastaların mevcut tedavilerine ilave olarak doktorlarına danışarak kullanması gereken bir üründür. Şu da bir gerçektir ki, bu konuda çok az sayıda tıp doktoru yeterli bilgiye sahiptir. Apiterapi konusu yeni gelişmekte olan bir dal. İlgisi olan doktorlara eğitimler yeni yeni verilmeye başlanıyor, zamanla daha iyi yerlerde oluruz umarım.

                Peki hangi Propolisi kullanmalıyız?

                Bu sorunun cevabı çok nettir; saf ve kalıntısız propolisi kullanmalıyız. İnsan tüketimi için kullanılacak propolis her türlü kalıntıdan ari ve temiz olmalı. Arıcının varroa mücadelesinde kullandığı kimyasal ilaçların kalıntıları yanında, sanayi bölgelerine, şehir merkezlerine ve şehirlerarası otoyol yakınlarında konaklayan kovanlarda ağır metal kalıntısı ve ilaçlı tarımın yapıldığı bölgelerde konaklayan kovanlardan elde edilen propolislerde ise pestisit kalıntısı riski vardır. Propolisin kimyasal yapısına bakılarak kalite derecelendirmesi yapılabiliyor. Ülkemizde üretilen propolisler az veya çok hepsi kalitelidir. Propolisin kaynağının kaliteli olmasından ziyade kalıntısız olması daha önemlidir. Kaynağı bakımından Dünyanın en kaliteli kalıntılı (kimyasal veya ağır metal) propolisi mi daha kalitelidir yoksa, kaynağı bakımından orta kalitede ve kalıntısız propolis mi?   
   
                Propolis üretimi yapılacak kovanlar şehir merkezi, sanayi bölgeleri ve ilaçlı tarımın yapıldığı alanlardan uzak olmalıdır.

                Temiz propolis için organik arıcılık şart mı? Gerekli şartlara uyulmak koşuluyla, Hayır…

                Kalıntı konusunda arıcının hassas davranıp dikkat etmesi gereken hususlar var. Kovanların ilaçlandığı dönemlerde kovan girişi ve çerçeve üstlerinde bulunan propolisleri hasat ettiğinde kesinlikle insan tüketimi için kullanmamalı veya bunun için tüketiciye sunmamalıdır.  Bu propolisler sanayide kullanılmak için ayrı tutulmalıdır. İlaç görmüş propolisler kovandan uzaklaştırıldıktan sonra ilaçsız dönemde çerçeve üstlerinden ve özel kapanlarla propolis toplandığında kalıntı riski en aza inecektir.

                Her ne kadar organik arıcılık yapmasak da, konvansiyonel arıcılık yaparken varroa mücadelesinde organik arıcılıkta kullanılan organik esaslı asitleri kullandığımızda kalıntısız arı ürünleri üretme yolunda önemli yol kat etmiş oluruz.   
         
                Propolis standart bir ürün müdür?

                Farklı zamanda, aynı bölgeden ve aynı kovandan elde edilen propolisler farklıdır. Bu farklılık, aynı zamanda, aynı bölgedeki ve farklı kovanlarda da göze çarpar. Renkleri farklı, kıvamları farklı, içindeki mum oranları farklıdır. Bu farklılıklarda, arıların propolis hammaddesi olan reçinelerin toplandığı bitkiler ve kovanda propolis ihtiyacının aciliyeti etkilidir.

                Propolisin standartlaştırılabilmesi için kaynağının (hangi bitkiden toplandığı) bilinmesi gerekir. Bitki kaynakları yapılan analizlerde ortaya çıksa bile ham propoliste anlaşılamadığından, farklı kovanlardaki arıların farklı davranışlar göstererek propolis toplamaları, propolisin standartlandırılmasında sorun olmaktadır.   
       
                Propolisi hangi haliyle tüketmeliyiz?

                Diğer arı ürünleri (Bal, Polen, Arı sütü) ham-saf olarak tüketilebilirken, propolisin ham olarak tüketilmesi tavsiye edilmez. Bir çalışmaya göre propolisin içinde 300’den fazla aktif madde vardır ama bunlardan faydalanabilmemiz için parçalanıp (çözdürülmesi, ayrıştırılması) ortaya çıkartılması gerekir. Ham olarak yediğimizde insan midesindeki sıvılar propolisi parçalamaya yetmediği için propolisten çok az faydalanmış oluruz. Bunun için propolis ayrıştırıldıktan (ekstrakt yapıldıktan)sonra tüketilmesi gereken bir üründür. Bu ayrıştırma işlemi yapılmış propolis için propolis ekstraktı yanında (propolis özütü, propolis damlası) gibi değişik terimlerde kullanılmaktadır.

                İyi de, neyle ayrıştırılmalı?

                Propolisde en sıkıntılı konu kalıntı ve ayrıştırma konularıdır. İkisini de gözle anlayabilmemiz mümkün değildir.  

                Bilim insanları propolisi ayrıştırmak için bir çok madde kullanmış ve değişik oranlarda aktif madde ortaya çıktığını tespit etmişlerdir. Bu çalışmalara baktığımızda günümüz için en uygun ayrıştırıcının etil alkol olduğunda fikir birliği olduğunu görüyoruz.

                Ayrıştırmada kullanılacak etil alkol nasıl olmalı?

                Ayrıştırmada kullanılacak etil alkolün üretim yeri ve saflığı belli, en önemlisi de tıbbi amaçlar için üretilmiş olmalıdır. Evsel ve temizlik amacıyla üretilmiş etil alkol kesinlikle kullanılmamalıdır.

                Ayrıştırmada kullanılacak etil alkolün saflığı ne olmalı?

                Yukarıda bilim insanlarının propolisi ayrıştırmak için bir çok madde denediklerini yazmıştım, bunlardan biri de sudur. Propolis suda en fazla %20 ayrışır. Propolisi ayrıştırma işleminde, su etil alkolden farklı aktif maddeleri ortaya çıkartabildiği için ayrıştırmada kullanılan etil alkole su ilave edilmesi daha iyi görülmüştür. Tıbbi amaçla kullanılacak etil alkoller genellikle %96 saflığındadır. Propolis ekstraktında %70’lik etil alkol kullanılmalıdır. %30,%50 veya %96 etil alkol kullanılırsa olmaz mı? 8-10 bilimsel çalışma okuduğunuzda cevabı kendiniz bulabilirsiniz. 

                Ayrıştırmada (ekstraktta) propolis yoğunluğu ne olmalı? 

                Satışa sunulan Propolis ekstraktlarına baktığımızda genellikle %10 ile %30 arasında olduğunu, çok az olarak da %95 yoğunlukta olanları görüyoruz. %95’lik bala karıştırıldığında balın tadını fazla değiştirmediği için karışımlarda tercih ediliyor. Diğerlerinin sade tüketilmeleri daha uygundur. Farklı yoğunluktaki propolis ekstraktlarının olmasından dolayı doz konusuna dikkat edilmesi gerekir. Tüketicinin buna dikkat edebilmesi için propolis ambalajlarında yoğunluğunun doğru olarak belirtilmesi gerekir.  

                Propolis kullanımında doz nasıl olmalı?

                Biz arı ürünleri üreticisiyiz…

                Ağırlıklı konumuz arı sütü olsa da propolis de üretiyoruz.

                Ürettiğimizi de eşimize dostumuza veriyor, bir bölümünü de satıyoruz. Bunları yaparken de doğal olarak doz konusu gündeme geliyor.

                Ne kadar tüketeceğiz?

                Bu gibi soruların tıp doktorlarına sorulması gerekirken, maalesef biz arıcılar cevaplamak zorunda kalıyoruz. Bu cevabı verebilmek içinde bir çok araştırma okumamız gerekiyor. Hakkıyla cevap verebiliyor muyuz orası da ayrı…

                Bizim aile olarak, propolis konusunda çalışma yapan bilim insanların anlattıklarından ve bu konudaki yazılardan okuduklarımıza göre bir kullanım yolumuz var. Biz %30 yoğunluklu propolis ekstraktını, devamlı kullanım halinde, yetişkinlerde vücut ağırlığının 10 kilosuna 2 damla (70 kilo için 7*2=14 damla) olacak şekilde günde bir defa, sadece soğuk algınlığı hissettiğimiz zaman 3-5 gün süresince sabah-akşam olmak üzere günde iki defa yine 14 damla kullanıyoruz. Şimdiye kadar okuduğum çalışmaların hiç birinde fazla doz konusunda olumsuz yazıya rastlamamış ve şimdiye kadar bu konuda bir duyumum olmamasına rağmen yinede fazla dozun zehir etkisi yaptığını göz ardı etmememiz gerekir.    
                    
                Propolisi ayrıştırma (ekstraktı) işlemini kimler yapmalı, kimler yapmamalı?

                Yazıyı buraya kadar okuyanlar propolisin ayrıştırılması konusunun ne kadar ayrıntılar içerdiğini fark etmiştir.

                Biz arıcılar, arı ürünlerini saf ve temiz şekilde üretip tüketiciye sunmalı ve karşılığında da hakkımızı alabilmeliyiz. Propolis özeline bakarsak bu mümkün oluyor mu? Günümüzde, ham propolise verilen fiyat ile kutulu ambalajlarla satılan propolis ekstraktları arasında 100-150 kat fiyat farkı var. Fark bu kadar fazla olunca birçok arıcı ekstrakt yapmaya çalışıyor. Şu an için bu ekstraktları, bilim insanlarından fikir almış, üretimini analiz ettirerek doğru mu yapıyorum diye araştırma içinde olan, arıcılığa yıllarını vermiş arıcılarında, birkaç yıl arıcılık geçmişi olan, henüz %85’lik formik asidi %65’lik yapmayı hesaplayamayan, varroa mücadelesinde el yapımı kimyasalları ve hastalıklar için önlem amacıyla antibiyotik kullanmaktan çekinmeyen arıcılarında yapması için bir mani yok. Bir çoğumuz da yapıyoruz.

                Gün gelecek ehliyeti olmayanlara yaptırmayacaklar, doğru olan da budur.

                Ehliyeti olan?

                Mesela Eczacılar veya bu ve üstü eğitimleri alıp yetkilendirilmiş kişiler.

                Bunları okuyan arıcıların neler düşündüğünü az çok tahmin edebiliyorum, kulaklarımın biraz çınlayacağını da biliyorum. J Bunun için şu kısmı tekrar hatırlatmak istiyorum. Arıcı olarak bizim görevimiz temiz ve saf arı ürünleri üreterek tüketiciye sunmaktır. Bunu yaparken hakkımız olan ücreti almakta en doğal hakkımızdır. Bir ürünün ham halinin fiyatı ile ayrıştırıldıktan sonra piyasaya sunulan fiyatı arasındaki fark da 150 kat olmamalı. Ayrıştırma işlemini küçümsemek istemiyorum ama netice olarak atom da parçalanmıyor.

                Propolisi sadece biz üretmiyoruz ki, bir de bu işin yurt dışı kısmı var. Propolisi ekstrakt yapmak için firma kurup pazarlama işine giren bir hocamız birkaç yıl önce bir sunumunda “Arıcılar, propolisi 120 liraya pahalı satıyorsunuz, kapımıza Çin’den 60 liraya geliyor.” demişti. Yurt dışından propolis sadece ham haliyle değil bidonlarla ekstraktları da geliyor. Bunların hangi şartlarda üretilip kimler tarafında ekstrakt yapıldığı araştırılıyor mudur? İnşallah…

                Propolis hakkında bilinenleri elimden geldiği kadar paylaşmaya çalıştım.

                Biz arıcılar saf ve temiz arı ürünleri üretmemiz gerekir de demiştim.

                Biraz da saf ve temiz propolisi nasıl üretiriz buna değineyim.

                Bir sonraki yazı…     

https://kenangisan.blogspot.com/2018/11/propolis-uretimi-propolis-toplama.html