05 Aralık 2010

IV. MARMARA ARICILIK KONGRESİ

IV. Marmara arıcılık kongresi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesinde yapıldı.

Girişte tanıtım yapan firmaların standları vardı.


Kongrenin yapıldığı solon tamamen doluydu.


İlk Oturumu Muhsin Doğaroğlu hoca yönetti.
Konuşmacılar: Bahri Yılmaz, Kadriye Sorkun,Ferat Genç, Levent Aydın, İbrahim Çakmak

Birinci gün öğle arsında, 18 Mart Üniversitesinin boğaz manzaralı yerleşkesini biraz gezdik.


İlk günü akşamı Mehter takımı gösterisi ve halk oyunları gösterilerini izledik.


İkinci günü kongre iki salonda devam etti.

Değişik ülkelerden gelen konuşmacıları, anında tercüme yapılan kulaklıklarla takip ettik.

Ara verildiğinde, sunum yapan hocalarla bazı detaylar hakkında görüşme imkanlarımız oldu.

Kongreyi Mehmet Gençünal ve Murat Akın hocayla beraber takip ettik.



Mehmet Gençünal, ikinci gün öğlen arasında Oksalik asit buharlaştırma aparatının tanıtımını yaptı.
Oksalik asit buharıyla varroa mücadelesinin, sıvı Oksalik asitten daha iyi sonuç vereceğini düşünüyorum.


3. gün Gelibolu yarımadası gezisi vardı.


Seyit onbaşı heykeli önünde, gezi katılımcılarının bir bölümü toplu halde.



Çanakkale şehitleri anıtı



Gezinin rehber eşliğinde yapılması çok faydalı oldu.

Ön planda Conk bayırı, arka planda Anafartalar.

Arıburnu - Anzak koyu
Çanakkale'de kongre ve gezi için üç gün geçirdim.
Üç gün yoğun ve biraz yorgun geçti.
Organizasyondan memnun kaldım, bu kadarını beklemiyordum.

23 Eylül 2010

VARROA İLAÇLAMASI

Uzun zaman oldu bloğa yazamadım.
Varroa için yaptığım ilaçlamaları yazmak istedim.
Kovanlardan balı aldıktan sonra arılara ilaç (ilaç arılara mı? varroaya mı?) yapmayı planlarken, 15 nisanda komşu köyden aldığım 10 kovan arıdan ikisinde kanatsız arıya rastlayınca, iki kovandan bal almaktan vaz geçip ilaç yapmak zorunda kalmıştım.
Arıları alırken arkadaş ilaç yapıldı demişti ama yeterli yapılmamış demekki.

Flumetrin içerikli şeritlerden koydum iki kovana.


Bir kovandan bir haftada polen çekmecesine dökülen varroa, kovan varroa üretim merkezi olmuş. İki kovandan birini beş çerçevede takviyeyle kurtarabildim diğeri bizlere ömür.
İki hafta sonra da balı alıp bütün kovanlara flumetrinli çubuklardan koydum.
Eski kovanlarımda dökülen varroa yok denecek kadar az, yeni aldıklarım da ise hatırı sayılır miktarda.
Geçen sonbaharda arılarımı 3 defa (formik, formik,perizin) ilaçlamıştım, ilk baharda ise 1 defa (formik) ilaçlama yapmıştım.
Kovanlarımıza bir defa ilaç yapmak yetmiyor.
Devamlı olarak aynı içerikli ilaçlar kullanılıyorsa iki, üç defa ilaç yapılsa bile varroayla mücadele de başarılı olunamıyor.

Sıcaklık 25 derece.
Flumetrinli çubuklar dört hafta sonunda kovanlardan alındı.


Gerekli tedbirler alındıktan sonra kovanlara formik asit yaptım.



2mm. kalınlığındaki kartonları 15*5cm. ölçülerinde kesildi.
İlk kullanımda 10 gr. aynı kartonu ikinciye kullanırsanız 12 gr. formik asit çekiyor.
Formik asit arıların üzerine damlaması için, kartonlar boş kap içerisinde bekletildikten sonra çımbız aracılığıyla çerçevelerin üzerine konuldu.
24 saat geçtikten sonra kartonlar tekrar tartıldı, formik asidin tamamı buharlaşmıştı.

Kovanlar polen çekmeceli, formik asit yapıldıktan sonra arılar pek dışarı çıkmadı.

15 Temmuz 2010

AYI SAVAR

Arılarım dört aydır köyden uzakta duruyor.

Ayıdan korumak için bazı tedbirler almıştım işe yarıyacak galiba.

Elektrik için güneşten yararlanıyorum 24 saat radyo çalıyorum ve hava kararınca yukardaki ışıklı alet yanmaya başlıyor.

13 Temmuz 2010

OĞUL GELDİ

Arıcılığa başlayalı ilk defa bir oğul arım oldu, o da bir çerçeve.
Yeni böldüğüm arılarıma ana arı verirken ön sıradaki bir kovanın arka kısmında bir hareketlilik olduğunu fark ettim.
Arının yanına gidince sırtı yeşil boyalı ana arıyı 20-30 arıyla beraber yerde duruyor.
Oğul benim kovanlarımdan değil çünkü bende bu tonda yeşil boya yok.
Diğer arılar çoğu iki katlı kovanımın yanına kondular.



Arıların yakınına bir çerçeve koydum.

Arılar çerçeveye toplandılar.
Daha sonra kovanların birinden kapalı gözlü yavrulu ve az ballı çerçeveyi yan tarafına koyunca arılar yavrulu çerçeveye toplandılar.
Gelen oğulun hepsi bir çerçeve ana arının etrafında çember şeklinde toplanmışlar.
Bu sene arıların bir bölümünü bölüp çoğalttığım için boş kovanım kalmadı.
Bu oğulu da iki bölmeli ruşet kovanımın bir bölümüne koydum.
Bir çerçeve oğul çıkartan kovanın anasından pek hayır gelmez ama, kışa kadar izliyeyim duruma göre hareket ederim.



Son ana arı üretiminde 28 kurtcuk aktarımından 25 ana arı oluştu.
Fazla gelenlere tüp takmıştım, tüpteki ana arıların hepsi çıkmış.
Bir önceki seferde tüp taktıklarımda gözlerden çıkamayan analar olmuştu.
Komşuya da düştü 3 tane, bakalım çiftleşmemiş anaları tutturabilecek mi?


Bu aralar küçük karıncalar benim çift bölmeli kovanlarımın üzerlerine dadandılar bir sürü yavruları var.
Ben yavruları bahçe dışına atıyorum onlar getirip geliyor veya yeniden yavruluyorlar, bakalım kim galip gelecek.


01 Haziran 2010

ANA ARI İŞARETLEME

Ana arı sırtına numara yapıştırmada ilk denememi yaptım, çok zor değilmiş.
Tarif edildiği şekilde; çerçeveden ana arı sağ elle kanadından tutulup alınıyor daha sonra sol elle ayaklarından (en az iki ayağından) tutulup, yapıştırıcı sürüldükten sonra numara yapıştırılıyor.
Pratik yaptıkça dahada alışacağım diye düşünüyorum.

Ananın sırtındaki numara görünmüyor ama yukardaki 1 numara aşağıdaki 2 numara ana arım.

Her ne kadar başka arkadaşlar yazsada, ana arıyı aldığım çerçeveye bıraktım.

Yapıştırıcının kokusundan veya ananın sırtındaki numarayı temizlemek (çıkartmak) istemelerinden, anayı rahat bırakmıyorlar, onun için anayı tekrar alıp daha önceden bir tarafına kek koyduğum tüpe koyupta kovana öyle verdim.


Ertesi gün ana geziniyordu.


Sırtına numara yapıştırdığım ananın yavruları.




İkinci tur ana arı üretimim.

Çiftleştirme kovanlarına tüpte vermeyi düşünüyorum.

Çiftleştirme kovanlarında yumurtlayan anaları da böleceğim kovanlara vereceğim.

15 ana belki fazla gelecek ama fazlanın zararı olmaz heralde.

Ana arılarımın çoğu birinci yılını doldurmadılar, yaptığım kontrollerde ilk ana memesi hazırlığına rastladım.


Üsteki ve alttaki çerçeveler 20 çerçeve arısı olan kovanın ballığından aldım.
Yağmurlardan önce bal kemeri vardı, cuma günü baktığımda kovanlarda bal yok denecek kadardı.

Hafta sonu hava iyiydi, nektar geliyordu ve arılar sakindi.





Bir günde 20 kovandan yaklaşık 1200 gr. polen aldım.



18 Mayıs 2010

15-05-2010

Ana arıların bir kısmı yumurtlamaya başladılar.


Polen aldığım tüm kovan girişlerine galvanizli saçtan yaptığım aparatları taktım.
Öğlenden sonra arılar yavru uçuruyordu biraz gözlem yaptım.
Arılar üstten çıkıyorlar.
Girişler alttan, polen kapanından.
Erkek arılar alttan giriyor sonra çıkıyor bazısı tekrar uçuyor yeniden deniyorlar.
Biraz uğraştıktan sonra üstten giriyorlar.





Polen miktarı geçen haftalarla aynı.


Bu hafta polenin rengi kırmızımsı.


11 Mayıs 2010

HAFTA SONU KONTROLÜ

7-05-2010 günü yaptığım kontrollerde kovanlarda azda olsa bal kemerinin oluştuğunu gördüm.
Bu hafta arılar daha sakindi, az da olsa nektar gelmeye başlamış.
Bal akımına (kestane) yaklaşık bir ay kaldı.
Perşembe günü çıkması gerken ana arılar gözlerden çıkmışlar.
3 çiftleştirme kovanlarımı arılar yağmalamış (demekki aç kalsalarda yalnız kek verilecek) ve yağmalananlardaki ana memeri imha edilmiş.
Kalan sağlar bizimdir diyerek ikinci tura hazırlık yapıyorum.

Çiftleştirme kutularında yavrulu çerçevelerim olmadığından, bir kapalı gözlü yavrulu çeçeveyi ikiye bölerek iki kutuya iple bağlayarak vermiştim.
Bazı kutulara katlanır çertçeveleri normal kovanlarda daha önceden veripte yarulandırmıştım, onları vermiştim.



Bir yavrulu birde kılavuz petekli çerçeve vardı kutularda.
Kılavuz petekleri kabartmaya başlamışlar bile.
Ana arılar birde çiftleşip gelirse işlem tamamdır.








Hafta sonları cumartesi pazar iki gün polen alıyorum ama yetmiyor bazı çerçeveler polenle bloke olmuş vaziyette.







Polen toplarken kovanın girişini kapatıyorduk erkek arılar polen kapanından geçemiyorlardı.
Blogların bir faydasını daha gördüm, sacın yanlarınıda kıvırdım kovan rengine de boyadım (daha nasıl gelişir acaba).


Kovana bu şekilde taktım.
Fenada olmadı gibi çıkanlar üstten çıkıyor, dolu gelenler alttan giriyor.
Yanlız kafama takılan bir şey var, biz bunu polen alırken erkek arılar kovandan çıksın diye yaptık.
Tamam çıkıyor ama geriye girebiliyor mu?.
Onu kovanlara bakarken fazla gözlenliyemedim.
Erkek arılar işçilerden daha zekiyse çıktığı yeri bulabilir diye düşünüyorum.
Haftaya onu gözlemlemem gerekiyor.





Polenlerin rengi değişti sarı ve yaşilden kahverengiye dönüş var.