13 Haziran 2013

Balmumu Eritme Aparatı

Arı sayısı artınca eritilmesi gereken petekler arttı,  güneş enerjisinden faydalanarak eski petekleri eritmek için kullandığım aparat yetersiz gelmeye başladı. 

Eski Balmumu Eritme aparatım.


Balmumu eritme aparatı için en ideal malzeme, gövdesi yalıtımlı olduğu için eski buzdolaplarıdır.

Eski balmumu eritme aparatıma petekler yatık olarak konuyor ve 4 adet alıyordu. Buzdolabından yapmaya karar verdiğimde baktım ki yatık vaziyette eritmek için koyarsam gene 4 adet alacaktı. 

Daha fazla peteği aynı anda eritebilmek için petekleri dikine yerleştirmeye karar verdim. 

Dikine yerleştirme kararı verirken bir endişem vardı. 

Güneş ışınlarının direk peteklerin üzerine değilde, çerçeve üst çıtalarına geleceği için buzdolabının içinde petekleri eritecek kadar sıcaklık olacak mıydı? 

 Buzdolabı içine sığacak şekilde yaptığım, çerçevelerin dizileceği kasa.

Çerçevelerin alt kısmında, sıcaklığı daha iyi ilettiği için alüminyum malzemeden yaptığım, akan balmumunu hazneye taşıyacak tava var. 


 Buzdolabı, güneş ışınlarından en iyi şekilde yararlanabilmek için yere 30 veya 45 derece açıyla ve güney yönüne bakacak şekilde yerleştirildi.





 İlk denememde bir eksiğimi fark ettim. 

Peteklerdeki balmumu erirken kalan posa dökülmeye başlıyor ve haznenin içine düşüyordu.

 Daha sonra peteklerin ön kısmına alüminyum tel koydum sorun çözüldü.

 Eriyen balmumunun toplandığı hazne de alüminyum malzemeden yapıldı.

Donan balmumunun tabanında tortu birikiyor. 

Bu tortuyu kazımak gerekiyor.  

Sonuç.

30 Mayıs 2013

Mayıs Ayı

Arıcılık açısından güzel bir mayıs ayı geçti.

Diğer senelerde çok kurak geçtiği için mayıs ayında kovanda neredeyse hiç bal kalmıyordu. Bu sene bal çiğinden iyi bal oldu. 

10 gün kadar önce burada olan bal çiği, haber aldığım yerlerde olmadığı bilgisini aldım.  

Henüz kestane tam olarak açmadı. Bugün az da olsa kovanlardan kestane poleni kokusu aldım. 

Kestane balı da iyi olur inşallah.

Kuvvetli kovanlardaki  ballıklarda yavru alanı daraldı.




 Ana arı ürettiğim eski arılığım. 


Yeni model ana arı çiftleştirme kutularının çerçeveleri için hazırladığım çerçeve yanakları. 

Bu kutularla ilgili daha sonra yazacağım. 

Köye yerleştiğimden beri yakından uzaktan ziyaretçilerim oluyor, sağ olsunlar. 

Bilecik'ten Sadettin abi de geçerken uğradı.  

02 Mayıs 2013

Çerçeve Çakma ve Petek Bağlama

Geçen sene çok sayıda eski kararmış peteği erittiğim için bu sene kabartılmış peteğim çok yok. 

Bunun için bir süredir çerçeve çakıp ve petek bağlayarak arılara yetiştirmeye çalışıyorum. 



 Çerçeve çakma işlerini hızlandırmak için kompresör ve havalı tabanca aldım. 

Çerçeveler havalı tabanca ile çok daha hızlı çakılabiliyor.










Kovanlarda 8. çerçeve olarak ham petek vermeye başladım.

Bazı kovanlar 8 çerçeve kabarttı şimdiden. 




07 Nisan 2013

5. Marmara Arıcılık Kongresi İzlenimleri

4-6 Nisan tarihlerinde 5. Marmara Arıcılık Kongresine katıldım.

Kongrede görebildiklerimi ve düşüncelerimi paylaşayım.  

Kongre afişi.

 Kongre salonu güzel, sahne tasarımı iyi, organizasyonu yapan Panorama şirketi başarılıydı.
  

Kongre açılışını Uludağ Arıcılık Derneği Başkanı Mürşit Korkut yaptı.



Yukarıdaki fotoğraf kongrenin ilk gününe aşağıdaki de ikinci gününe ait. 


Kongrenin ilk gününde katılımın az olduğunu düşünmüştüm. Kongrenin 2.ve 3. günlerinde katılım tahmin ettiğim gibi daha da az oldu.

Katılım niye az olmuştu?

Arıcılığın bağlı bulunduğu Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım il Müdürü düzeyinde temsil ediliyor, kongreye il müdürlüğü arıcılık bölümündekiler bile fazla itibar etmiyorsa...

Kongreyi desteklediğini düşündüğümüz TAB'ın desteği, başkanın açılıştan sonra yaptığı 2 sunumla sınırlı kalıyorsa...

Düzenleme komitesinde bulunan Birlik yönetimi misafir edasıyla ara ara ortada görülüyorsa...     

Yıllardır Arı Yetiştirici Birlik yönetiminde olanların TAB ile ve diğer arı yetiştirici birlikleri ile hiç mi iyi ilişkileri olmaz ve buralardan arıcıların gelmesi konusunda girişimde bulunulamaz? Ülkenin 4. büyük şehrinin ve arıcılık konusunda önemli bölgelerinden olan bir şehrin birliği bu kadar mı etkisiz olur?

Bunlardan hariç olarak, etkili olabilecek dinamikler de harekete geçirilemiyorsa...

Kongre tarihi olarak arıların ve arıcının en aktif olduğu dönem seçiliyorsa...

Az sayıda insanın iyi niyetli gayretleriyle demek ki bu kadar oluyor.

Kongrede gayreti ve katkısı olanlara da teşekkür etmek gerekir.

Kongre sonlarına doğru bir hocamız "arıcımız buraya gelmediğine göre demek ki çok şey biliyor, bilgiye ihtiyacı yok" düşüncesine katılmıyorum.

Hocalar, biz arıcımız için uğraşıyoruz, araştırıyoruz, çalışıyoruz ve edindiğimiz bilgileri arıcımıza aktaracağımız ortama arıcının gelmesini gerekir diye düşünüyor her halde...

Kongrelerde yapılan sunumlar arıcılar için midir yoksa akademisyenler veya bilim insanları için midir? Bazı sunumlarda o kadar Latince teknik terim oluyor ki arıcının anlaması mümkün değil.

Kongrelerde gördüğüm şudur ki, arıcının direk hocalara soru sorup cevabını alacağı, belli konuyu tartışabileceği oturumlar arıcıların ilgisini daha fazla çekiyor. Bu kongrede sorulu cevaplı çalıştay yapılmadı. İlaçlamayı, pudra şekeri ile varroa sayımını anlatmak için arılığa gitmeye gerek var mıydı? Güzel bir sunum ile bunlar anlatılabilirdi. Bunların yerine sorulu cevaplı çalıştaylar yapılabilirdi.

İlk günkü sunumlarda hiç soru sorulamadı diğer günlerde 1 veya 2 soru sorma imkanı oldu, sorulu cevaplı çalıştaylar yapılmayınca da arıcı kongrede soru sorma fırsatını çok bulamadı.

Arıcıların bu gibi kongrelere katılması için biraz da "hadi kardeşim gidiyoruz" diyen birileri gerekiyor.

Bu kongrenin hazırlayanları içinde bulunan Bursa Arı Yetiştiricileri Birliğinin arıcıları organize ederek gerekirse birlik seçiminde kendilerine oy lazım olduğunda yaptıkları gibi ilçelerden otobüs kaldırarak bu kongreye arıcıyı getirmesi gerekirken, kongrede yöneticilerini görmekte dahi zorlandık. 700 üyesinin olduğunu söyleyen Bursa Arı Yetiştirici Birliği kongreye 30 kişiyi dahi getirememiş veya getirmek için gayret göstermemiştir.

Muğla Arıcılık Kongresine gerek katılarak gerekse sunum yaparak destek veren AGAM  ekibinin düzenlemiş olduğu bu kongreye Muğla'dan katılımın olmaması da (öğrenci gurubu hariç) çok manidardır.







Prof Dr İbrahim ÇAKMAK'ın Organik Arıcılık konulu sunumu,  Dr M. Ertan GÜNEŞ'in Arı Yetiştiriciliğinde Hijyenik uygulamalar konulu sunumu (daha önceden görmüş olsam da), Yunanlının ilaç tanıtım sunumu en beğendiğim sunumlardandı. 



Kongrede Apiterapi ile ilgili konularına epey yer verilmiş, bu konular en ilgi çeken konuların başındaydı.

Yukarıdaki fotoğraftaki Kanserin Yeni Tedavi Ve Önleme Yöntemi: Propolis konulu sunumu Mısır'lı Ahmed G. Hegazi yaptı.

Sunum sonrasında propolis ekstrakının suyla mı, alkol ile mi yapıldığı soruldu? Hegazi'nin suyla yaptığını söylemesinden bir süre sonra izleyici sırasında oturan  Doç Dr Sibel SİLİCİ açıklama yapma gereği duyarak; Propolis ekstrakının alkol ile yapılması gerektiğini, alkol ile yapılana göre su ile yapılan ekstrakın faydalı maddelerinin 20'de 1'e kadar düştüğünü söyledi ve Hegazi tarafından itiraz gelmedi.

Hocalar, Başkanlar, Arıcılar bir arada.


Kongrenin En renkli siması yine Selahattin Güney'di (Ballıbaba)


 
Mehmet Gençünal standı.

 Civan Arıcılık standı.

Usta Petek standı.

Bursa'dan kongreye katılan firmalardı.


Ve kapanış.






26 Şubat 2013

Şubat Sonu Kontrolü

Bulunduğum yerin rakımı biraz yüksek, onun için havalar henüz ısınmadı. Havalar müsaade ettikçe arıları kontrol ediyorum.

 Yavru alanı az da olsa genişlemiş.



 Bazı kovanlarda besin eksikliği var. Onun için koyu şurup veriyorum.


Yarım çerçeveli ana arı çiftleştirme kovanlarında da arılar iyi durumda.




 Ufak ana arı çiftleştirme kutularında yavru alanı genişliyor.



 Kış günü ana arı kaybeden kaybedene. 

Yaşlı anayla kışa girmeyin diyorum ama...


Bizim burada ballı babalar yeni yeni kendilerine geliyor.